banner114

banner175

banner89

26.03.2018, 12:04

YAZ AYLARINDA KÖYDE DAM YATILARINDA

Çocukken nedense en çok yaz aylarını severdim!

Yaz demek; köyde hasadın toplanması demek!

Yaz demek; kavun, karpuz, üzüm demek!

Yaz demek; özgürce koşturup çocukluğun tadını çıkarmak demek!

Yaz demek şehirden Köye göç demek köye kaçmak demek!

Yaz demek…

Bir zamanlar doğduğum köye sık sık gider gelirdim.

‘Hani Köyden indim şehire..’ diye bir film vardı ya…

Benimkisi de; ‘Şehirden indim köye…’ idi.

Nasıl diyeyim?

Aklımın ermediği bir zamandan tutunda erdiği zaman ve sonrasında sık sık köyün yolunu tutardım.

Babamın memuriyetinden dolayı yani mecburiyetten dolayı şehre göç ettiğimiz günden beridir

atalarımın toprağına gider gelirim.

Dedemi, ninemi, halamı, teyzemi, dayılarımı ve onların çocuklarını, akranlarımı görmek demek köye gitmek demekti.

Köyde yaşıtlarımla, atın kuyruğundan kıl çekip fak yapmak, o faklarla serçe yakalamak, güvercin yakalamak, keklik yakalamak bir çocuk için büyük bir sevinçti.

Köyün çocuklarıyla didişmek, kavga etmek, yeri geldiğinde dayak atmak yeri geldiğinde Güleş(güreş) tutmak, dayak yemek, meydan okumak...

Horoz dövüştürmek, çoban köpekleri olan Gureyhlerikışşşkışş…Deyip, biri birine bırakmak, kapıştırmak!

Eşek yarıştırmak, at koşturmak, ortalığı karıştırmak.

Bostana girip karpuzların kırmızı olup-olmadığını test etmek için,elimizdeki sopa ile gövdelerinden ikiye yarmak, bostanı hulluharam etmek!

Gizlice fıstık ağaçlarına tırmanmak, o çata çat öğle sıcağında, sızma girişiminde bulunmak!

Yakalanmadan bıttım koparmak, fıstık koparmak.

Yakalanmadığımıza tam sevinelim derken, babamın amcası ApéAbdo köy girişinde durdurularak arama taram sonrası kontrolden geçmek. O da yetmez ayakkabılarımızın ayaklarımızdan çıkarılarak numaralarını kontrol etmek, büyük bir olasılıkla ayak izimizden tanınıp, fıstık faresi olarak yakalanmak.

İşte yaz ayı benim için biraz da bunları ifade ediyor.

Onun için annemle, kardeşlerimle Sadık’ın Kamyonuna atladığımız gibi, köylerden geçe geçe yaz aylarının ikindi vaktinde anca köy de olurduk.

Köy postasının yolunu gözleyenler sanki bir sınır ülkesinde gelen misafirleri karşılarcasına köy postasının başına üşüşürlerdi.

Kabacığ Köyününnewalını çıkar çıkmaz, tozu dumana katan köy postası, bir serap gibiuzaktan uzağa köylülerin gözüne görünürdü.

Şehirden birkaç saattir çıkmış olan köy Postası gelir tam da Köy okulunun yanı başında dururdu.

Okulun gölgesinde serinleyenlerin ve diğer bekleyenlerin yüzlerinde inanılmaz derecede bir mutluluk ifadesi belirirdi.

Şehirden gelen eş-dost akrabaların yanı sıra, 2-3 gün önceden şehirden sipariş etmiş oldukları eşyalarda gelmiş olurdu.

Unutulanların olursa onlarda üzülür bir gün sonrayı beklerlerdi.

Posta Kepirce ve Saluca yolcularını indirdikten sonra bu defa Yaylak yoluna girer tozu dumanı birbirine katardı.

Bizde bir koşuyla kendimizi ninemizin evine, kucağına atar ellerini öper hayır dualarını alırdık.

Bir kaç dakika öylece dona kalırdık ara ara sevinçten ağlardık.

En çok akşam saatlerini severdim hele yaz aylarında ki o dam yatılarını unutmak mümkün mü?

Yün döşek, yün yorgan, çeşitli kuş motifleri ile işlenmiş kanaviçeli yastıklar…

Ahhh! Sabaha kadar köpek, baykuş, cırcır böceğinin sesi, eşek anırmaları, at kişnemeleri arasında yıldızların altında uyumak…

Yıldızlar ki elini uzatsan dalından elmayı koparacağın mesafede durmuş gibi…

O zamanlar köyde içmeye bile pek su yok,

Sulama hiç yok, nem yok…

Yazın, toprak nasılda şerha şerha çatlardı.

Gündüzleri bir buhardanlık gibiydi çölden esen o sıcak rüzgar ve sık sık serap gören gözlerimiz o zamanın tanıklarıydı. Ve tek tük de olsa rüzgar çıkardı ikindi vakitleri.

Toplardı etraftaki çeri çöp, samanı,  tozu toprağı, sonra bunlar upuzun bir hortum olurdu, uzardı gökyüzüne doğru…

Hortum freni patlamış, yokuş aşağı giden bir araba gibiydi, silip süpürür önüne katardı ne gelirse… Sonra çok uzaklara gider gözden kaybolurdu dalaz.

Akşama yakın bir vakitte çok az bir su avuç içine doldurularak sağa sola serpiştirilir etrafını tozu alınır, evin sekisi süpürülür hafif nemlendirilirdi. Bütün bunlar toz olmasın toz kalkmasın diye yapılırdı.

Niye? Çünkü su çok kıymetli onun için sadece ya ağıza alınarak püskürtülür, ya avuca alınır, ya da tasla hafif hafif etrafa serpilirdi, anlayacağınız su tasarrufu.

Yapı malzemesi kerpiçti. Tıpkı insanın ilkel hayattan, yerleşik hayata geçişindeki gibi…

Topraktan yaratılan insan, toprak kaplarda yemek yiyor, toprak küplerde su içiyordu.

İşte toprakla bu kadar hemhal olan insana da ancak toprak bir evde yaşamak yakışır.

Toprak eleklerle elenir, seradlarla kabası alınır, sonra çatlamasın diye toprağa saman karıştırılır, dört tahtadan mütevellit (tıpkı tabut gibi) bir kalıba dikdörtgen bir şekilde bu kalıba dökülerek kerpiçler elde edilir, yaş olan bu kerpiçler, yazın sıcağında güneş altında kurutulmaya bırakılırdı.

Daha sonra evin yapımında, ağılın ve ahırın yapımında gomık’ın yapımında kullanılırdı.

Evin tavanında yani dam kısmında ise,  Fırat kenarında kendiliğinden yetişen gerzlerle ve kocaman kocaman merteklerle, yerine göre, süpürge otu ile kapatılırdır.

Tüm bunların üzerine de tekrardan toprak atılarak evin üstü kapatılırdı.

Az olmakla beraber, dışardan dama çıkmak için, yine kerpiçten ya bir merdiven yapılırdı ya da tahta bir merdiven kurulu kullanılırdı.

En çok tercih edilen de tahta merdivendi çünkü dama hayvanların, çocukların çıkılmaması tercih edilirdi çünküfazla ağırlıktan veya inip çıkmadan dolayı, evin damı hafifde olsa sarsılır, sarsıldıkça toprak dökülmesi, aşınması sonrasında çabuk bir şekilde çökmesine neden olabilirdi.

Ninemle dayımın evi biri birine bitişikti ama ninemin şilteleri dayılarımdan ayrıydı.

Şilteler genelde evin oturulup kalkılan ve çokça kullanılan odasında değilde, aynı oda içersinde arka tarafta ki odaya açılan başka bir iç kapıdan girilirdi.

Buraya Kürtçe Hanipaşın, yani arka oda derlerdi.

Burada sadece yataklar olmazdı aynı zamanda zahireler de koyulurdu.

O yıl içersin de gelen ürünleri istiflemek, arpa, buğday, mercimek, collık, çuvalları, hırarlar olurdu. Evin sahibesi gelin olurken, yanında getirdiği çeyiz sandığı, su küpü, sadeyağ küpleri, pekmez tuluğu vb. eşyaların çoğu da burada tutulurdu.

Bu oda da taka vardı ama pencere olmazdı, buranın ışık görmemesi, karanlık olması tercih edilirdi çünkü aynı zamanda bir nevi kiler görevi de görürdü.

Zaten yukarıda zikredilen ürünlerin bozulmaması için de tam da böyle bir yer gerekliydi.

Dışarda yaz aylarında 45-50 derece sıcakta, burası buz gibi serin olurdu.

İnsanoğlu; ister şehirde yaşasın ister köye de, ister kasabada yaşamış olsun, kendi yaşam tarzının pratiklerin, deme - yanılma yoluyla ve uzunca bir zaman süresi içersinde bulmuş olmalı bu buluş hayatına tatbik etmiş olmalı.

Şehir çocuk için bir hapishanedir. Özgürce koşup oynadığı, her şeyin doğalıyla temas ettiği o günler unutmak tabi ki mümkün değil. Onun için köyden evimize kim misafir gelirse gelsin, gidene kadar kalbimiz pır pır atardı. Acaba nasıl olurda annemizden izin alır, bizde gelen misafirlerle köye gideriz diye… Çoğu zaman gelen misafirlerin ardından saatlerce ağladığımız olurdu… Hem de hıçkıra hıçkıra!

Annem durumun farkında olduğu için, bizi bir şeylerle oyalar, biz tam ona odaklanmışken, hafif bir kapı sesi duyulurdu.

O an aldatıldığımızı anlardık. Şimdi o günleri hatırlıyorum da… Bütün hücrelerimde duyumsadığım bir sessizlik buruk bir tebessüm ve ömrümün geriye sarılmış bir filmin kopyası bütün bunlar…

Sadece seyrediyorum… Zaten başkaca elimden bir şey de gelmez.

Yorumlar (2)
mehmet 1 yıl önce
Abdullah abi kalemine eline yüreğine sağlık bizi eski günlere bir nebze olsun götürdün
Mehmet Aslan 13 ay önce
Yüreğine sağlık
27°
açık
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 10 Temmuz 2020
İmsak 03:23
Güneş 05:06
Öğle 12:35
İkindi 16:26
Akşam 19:54
Yatsı 21:30
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 31 54
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 31 52
6. Alanyaspor 31 51
7. Fenerbahçe 31 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Göztepe 31 39
10. Antalyaspor 31 38
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 31 26
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 34 92
2. Man City 34 69
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 34 52
7. Sheffield United 34 51
8. Arsenal 34 50
9. Tottenham 34 49
10. Burnley 34 49
11. Everton 34 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 34 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 34 36
16. West Ham 34 31
17. Watford 34 31
18. Bournemouth 34 28
19. Aston Villa 34 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 35 76
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 35 63
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 35 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 35 45
12. Levante 35 43
13. Real Betis 35 41
14. Real Valladolid 35 39
15. Eibar 35 36
16. Celta de Vigo 35 36
17. Deportivo Alaves 34 35
18. Mallorca 35 32
19. Leganés 35 29
20. Espanyol 35 24