banner301

banner184

banner69

banner84

banner300

banner278

banner317

banner14

banner168

Özyavuz, Gaziantep’e çıkarma yaptı

Harran Belediye Başkanı Mahmut Özyavuz, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından düzenlenen istişare toplantısına katılmak üzere Gaziantep’e çıkarma yaptı.

Siyaset 19.09.2021, 19:01 19.09.2021, 19:03
Özyavuz, Gaziantep’e çıkarma yaptı

Milliyetçi Hareket Partisi'nin 4 Eylül'de Afyonkarahisar'da başlayan istişare toplantıları Gaziantep’te gerçekleştirilen toplantı ile devam etti. Toplantıya MHP’li belediye meclis üyeleri ve ilçe teşkilatı ile birlikte çıkarma yapan Harran Belediye Başkanı Mahmut Özyavuz, salondaki coşkuya şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, ‘Güçlü Siyaset, Lider Türkiye, Hedef 2023’ diyerek Türkiye’nin hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlediğine işaret etti.

Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş Gaziantep Bölge İstişare Toplantısı'nın hayırlı uğurlu olmasını dileyen Başkan Özyavuz, konvoy halinde hareket ettikleri toplantı salonundaki yerini alırken, gerçekleştirilen istişare toplantılarının hayırlı olması temennisinde bulundu.

Gündeme dair konuların görüşülerek istişare edildiği toplantıda MHP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz da bir konuşma gerçekleştirirken, yapılan sunumlarla katılımcılara detaylı bilgiler verildi.

BİHA

banner213
Yorumlar (1)
Urfa 1 ay önce
Toplumsal adalet vaadeden o mağdur parti gitti… Yazlık/kışlık saraylarda oturan, makam uçağı filosuyla gezen, üç beş yerden maaş alan, kocasının şirketinden kendi bakanlığına milyonlarca liralık mal alacak kadar pişkinleşen, bizzat Akp bakanı tarafından “hırsız çuvalı” benzetmesi yapılan, iktidar gücünün şımarıklığıyla polise bile şerefsiz diyecek kadar hoyratlaşan, cami avlusunda simit kırıntısıyla güvercin besler gibi, vatandaşın kafasına çay fırlatan, yoksul kadınlar 250 lira yevmiye alabilmek için çıplak ayaklarıyla falakaya yatmaya bile razı olurken, 12 bin liralık ayakkabıyla dolaşan, siyasete tabanı delik köseleyle girmekle övünüp, terfi ettiği Ferragamolarını Balenciagalarını gözümüze sokmaktan tuhaf bir haz duyan, genel merkezinde kokainci çalıştıran, elde kadehle jakuzilerde, revü kızlarıyla poz verilen, mutaasıp yaşam biçiminden gösteriş tüketiminin esiri tesettür sosyetesine savrulan, Osmanlı köşklerindeki varaklı dekorlarda, Swarovski kristalleriyle süslü padişah koltuklarında, düşeslere baroneslere özenerek türbanın üstüne tüylü şapka konduran, altın kaplamalı pasta yiyerek, kırk günlük bebeğe bile tek taş pırlanta takan, mahremiyet duygusundan bedevi görgüsüzlüğüne, alkolsüz mojitolara, helal etiketli şampanyalara, chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie'lere sürüklenen, bir lokma bir hırka derken, iftar sofralarını bile şarkıcılarla türkücülerle gazinoya çeviren, Sedat Peker'in takır takır anlattığı gibi, uyuşturucu gemileriyle, casinolardaki rulet masalarıyla, küresel karaparacılarla, karanlık oligarklarla, ithal mafyayla, fuhuşla, rüşvetle, çantacı gazetecileriyle anılan bir parti haline geldi.

Fahiş hatalarıyla fahiş etiketlere sebep olan, deveyi havuduyla götürürken, millete cüz'i maaşları reva gören bir parti haline geldi.



E, geldiği gibi gidecek.



Çünkü, herkes muhalefet yenecek sanıyor ama…

Akp'yi iktidar yapan insanlarımız bizzat yenecek Akp'yi.

Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
Tüm Yazıları için tıklayın




Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
İletişim Bilgileri yozdil@sozcu.com.tr
Yayınlanma: 16 Eylül 2021

PAYLAŞIM
3.4K


Yazarlar - Yılmaz Özdil
Düdüklü tencere
Türkiye “düdüklü tencere” gibi yönetiliyor…

Ortam çok kızıştığında basınç arttığında, aman patlamasın diye subap açılıyor, düüüttt diye öterek, ahalinin gazı alınıyor.

Aslında tencere için için kaynamaya devam ediyor ama, artık basınç oluşturamıyor, ortam rahatlıyor, düdük susuyor!



Kaçak mülteci istilası mesela…

Bazen ortam ısınıyor, ahali kaynamaya başladığında peşpeşe düdük sesleri duyuluyor, kaçak mülteci varlığında herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, tenceredeki basınç azalıyor, ahali rahatlıyor.



Bakın, kısa süre öncesine kadar “Suriyelilerin Türkiye'de ev satın alabilmesi hukuken mümkün mü” falan diye tartışılıyordu.

Suriyeliler bırak ev almayı, emlakçı oldu, kimse konuşmuyor.



İstanbul'da Suriyeli emlakçılar var, alenen ofisleri var, ama kayıtları kuyutları yok, kaçak emlakçılık yapıyorlar.

Ankara'da var, İzmir'de var, Hatay'da var, Adana'da var.

Mersin emlakçılar odası başkanı haykırırcasına açıkladı, Mersin'de 400'den fazla Suriyeli emlakçı var.

Tıpkı bizim gibi “hemşehricilik” yapıyorlar, kaçak Suriyeliler, kendileri gibi kaçak emlakçıları tercih ediyor.

İkinci el eşya sektörüne de girdiler, eşyalı ev bile kiralıyorlar.



Memleket dingonun ahırına döndüğü için, sadece Suriyeli değil, Iraklı, İranlı, Libyalı emlakçılar da var.

Hatta geçenlerde İstanbul'da, Libyalı emlakçının biri, kaçak Afgan mülteci tarafından öldürüldü iyi mi…

Meğer, Libyalı emlakçının eşiyle, katil Afganlının arasında yasak aşk varmış, memleket bu hale gelmiş vaziyette, kaçak gelip kaçak iş kurmakla kalmamışlar, kaçak ilişki bile kurmuşlar.



Somalili emlakçılar var.

Senegalli emlakçılar var.

Hem İstanbul'da var, hem Ankara'da var.

Afrikalı kaçak mülteciler barınmak ve iş bulmak için onlara gidiyor.



(Vergi ve mali mevzuatta Türkiye'nin en yetkin uzmanlarından olan Sözcü yazarı Nedim Türkmen'in köşesinde, bana göre bangır bangır manşet yapılması gereken bilgiler vardı, tane tane okuduk…)

250 bin dolarlık ev satın alana Türk vatandaşlığı veriliyor.

Üç yıl satması yasak.

Üç yıl sonra satabiliyor.

Ama vatandaşlığı cebinde kalıyor.

Böylece, hem parasını geri alıyor, hem bedavadan vatandaş oluyor!



2018 yılına kadar vatandaşlık almak dört kat pahalıydı.

1 milyon dolar değerinde ev satın alanlara vatandaşlık veriliyordu.

250 bin dolara indirildi.

Türkiye'de her şeyin fiyatı yükseliyor, Türk vatandaşlığı ucuzluyor!



Üstelik, 250 bin doları bastıran, ailesiyle birlikte vatandaş oluyor.



Sayın devletimiz aile indirimi yapıyor, 250 bin dolarlık ev satın alan yabancının, kendisine, eşine, 18 yaşını doldurmamış üç çocuğuna vatandaşlık veriyor, kişi başı 50 bin dolara geliyor.

Üç yıl sonra evi satıyorlar.

Hem parayı geri alıp ceplerine koyuyorlar, hem de beşi birden bedavadan vatandaş kalıyor!



İlla tek parçada 250 bin dolarlık ev alman gerekmiyor, beş tane 50 bin dolarlık ev aldığında da oluyor, toplam 250'yi tuttur, tamam…

Bu yüzden beş tane 50 bin dolarlık ev satın alıp, birinde oturup, dördünü kiraya veren Suriyeliler bile var.

Böylece, üç yıl sonra evleri sattığında, cebinde hem bedavadan vatandaşlığı kalıyor, hem de üç yıllık kira geliri almış oluyor!



Sadece ev değil, dükkan da alıyorlar.

İstanbul'da Ankara'da Hatay'da Gaziantep'te Mersin'de Kilis'te “Suriye çarşıları” var.

Dükkanlar alıyorlar, dükkanlar karşılığında vatandaşlık alıyorlar, dükkanları Suriyeli emlakçılardan kiraya veriyorlar, Suriyeli mal sahiplerinin Suriyeli kiracıları oluyor. Böylece… Hem Türk vatandaşı oluyorlar, hem Türk vatandaşlarını çarşıdan tasfiye ediyorlar.



Kanunen, yabancıya gayrimenkul satışında sınır var.

Güya, şehirlerimizin en fazla binde 5'i kadar satılabiliyor.

Peki şu an böyle mi?

Bilmiyoruz.

Çünkü 2015'ten beri resmi olarak açıklanmıyor, gizleniyor.



Yabancıya toplam satış binde 5 sınırını geçmediyse niye gizleniyor?

Veya şöyle soralım, Türkiye'nin sınırlarını kevgire çevirenler, gayrimenkul sınırını koruyabilir mi?



Dedim ya maalesef, düdüklü tencere gibi yönetiliyor Türkiye.

Arada gazını al, devam.

Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
Tüm Yazıları için tıklayın


Toplumsal adalet vaadeden o mağdur parti gitti… Yazlık/kışlık saraylarda oturan, makam uçağı filosuyla gezen, üç beş yerden maaş alan, kocasının şirketinden kendi bakanlığına milyonlarca liralık mal alacak kadar pişkinleşen, bizzat Akp bakanı tarafından “hırsız çuvalı” benzetmesi yapılan, iktidar gücünün şımarıklığıyla polise bile şerefsiz diyecek kadar hoyratlaşan, cami avlusunda simit kırıntısıyla güvercin besler gibi, vatandaşın kafasına çay fırlatan, yoksul kadınlar 250 lira yevmiye alabilmek için çıplak ayaklarıyla falakaya yatmaya bile razı olurken, 12 bin liralık ayakkabıyla dolaşan, siyasete tabanı delik köseleyle girmekle övünüp, terfi ettiği Ferragamolarını Balenciagalarını gözümüze sokmaktan tuhaf bir haz duyan, genel merkezinde kokainci çalıştıran, elde kadehle jakuzilerde, revü kızlarıyla poz verilen, mutaasıp yaşam biçiminden gösteriş tüketiminin esiri tesettür sosyetesine savrulan, Osmanlı köşklerindeki varaklı dekorlarda, Swarovski kristalleriyle süslü padişah koltuklarında, düşeslere baroneslere özenerek türbanın üstüne tüylü şapka konduran, altın kaplamalı pasta yiyerek, kırk günlük bebeğe bile tek taş pırlanta takan, mahremiyet duygusundan bedevi görgüsüzlüğüne, alkolsüz mojitolara, helal etiketli şampanyalara, chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie'lere sürüklenen, bir lokma bir hırka derken, iftar sofralarını bile şarkıcılarla türkücülerle gazinoya çeviren, Sedat Peker'in takır takır anlattığı gibi, uyuşturucu gemileriyle, casinolardaki rulet masalarıyla, küresel karaparacılarla, karanlık oligarklarla, ithal mafyayla, fuhuşla, rüşvetle, çantacı gazetecileriyle anılan bir parti haline geldi.

Fahiş hatalarıyla fahiş etiketlere sebep olan, deveyi havuduyla götürürken, millete cüz'i maaşları reva gören bir parti haline geldi.



E, geldiği gibi gidecek.



Çünkü, herkes muhalefet yenecek sanıyor ama…

Akp'yi iktidar yapan insanlarımız bizzat yenecek Akp'yi.

Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
Tüm Yazıları için tıklayın




Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
İletişim Bilgileri yozdil@sozcu.com.tr
Yayınlanma: 16 Eylül 2021

PAYLAŞIM
3.4K


Yazarlar - Yılmaz Özdil
Düdüklü tencere
Türkiye “düdüklü tencere” gibi yönetiliyor…

Ortam çok kızıştığında basınç arttığında, aman patlamasın diye subap açılıyor, düüüttt diye öterek, ahalinin gazı alınıyor.

Aslında tencere için için kaynamaya devam ediyor ama, artık basınç oluşturamıyor, ortam rahatlıyor, düdük susuyor!



Kaçak mülteci istilası mesela…

Bazen ortam ısınıyor, ahali kaynamaya başladığında peşpeşe düdük sesleri duyuluyor, kaçak mülteci varlığında herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, tenceredeki basınç azalıyor, ahali rahatlıyor.



Bakın, kısa süre öncesine kadar “Suriyelilerin Türkiye'de ev satın alabilmesi hukuken mümkün mü” falan diye tartışılıyordu.

Suriyeliler bırak ev almayı, emlakçı oldu, kimse konuşmuyor.



İstanbul'da Suriyeli emlakçılar var, alenen ofisleri var, ama kayıtları kuyutları yok, kaçak emlakçılık yapıyorlar.

Ankara'da var, İzmir'de var, Hatay'da var, Adana'da var.

Mersin emlakçılar odası başkanı haykırırcasına açıkladı, Mersin'de 400'den fazla Suriyeli emlakçı var.

Tıpkı bizim gibi “hemşehricilik” yapıyorlar, kaçak Suriyeliler, kendileri gibi kaçak emlakçıları tercih ediyor.

İkinci el eşya sektörüne de girdiler, eşyalı ev bile kiralıyorlar.



Memleket dingonun ahırına döndüğü için, sadece Suriyeli değil, Iraklı, İranlı, Libyalı emlakçılar da var.

Hatta geçenlerde İstanbul'da, Libyalı emlakçının biri, kaçak Afgan mülteci tarafından öldürüldü iyi mi…

Meğer, Libyalı emlakçının eşiyle, katil Afganlının arasında yasak aşk varmış, memleket bu hale gelmiş vaziyette, kaçak gelip kaçak iş kurmakla kalmamışlar, kaçak ilişki bile kurmuşlar.



Somalili emlakçılar var.

Senegalli emlakçılar var.

Hem İstanbul'da var, hem Ankara'da var.

Afrikalı kaçak mülteciler barınmak ve iş bulmak için onlara gidiyor.



(Vergi ve mali mevzuatta Türkiye'nin en yetkin uzmanlarından olan Sözcü yazarı Nedim Türkmen'in köşesinde, bana göre bangır bangır manşet yapılması gereken bilgiler vardı, tane tane okuduk…)

250 bin dolarlık ev satın alana Türk vatandaşlığı veriliyor.

Üç yıl satması yasak.

Üç yıl sonra satabiliyor.

Ama vatandaşlığı cebinde kalıyor.

Böylece, hem parasını geri alıyor, hem bedavadan vatandaş oluyor!



2018 yılına kadar vatandaşlık almak dört kat pahalıydı.

1 milyon dolar değerinde ev satın alanlara vatandaşlık veriliyordu.

250 bin dolara indirildi.

Türkiye'de her şeyin fiyatı yükseliyor, Türk vatandaşlığı ucuzluyor!



Üstelik, 250 bin doları bastıran, ailesiyle birlikte vatandaş oluyor.



Sayın devletimiz aile indirimi yapıyor, 250 bin dolarlık ev satın alan yabancının, kendisine, eşine, 18 yaşını doldurmamış üç çocuğuna vatandaşlık veriyor, kişi başı 50 bin dolara geliyor.

Üç yıl sonra evi satıyorlar.

Hem parayı geri alıp ceplerine koyuyorlar, hem de beşi birden bedavadan vatandaş kalıyor!



İlla tek parçada 250 bin dolarlık ev alman gerekmiyor, beş tane 50 bin dolarlık ev aldığında da oluyor, toplam 250'yi tuttur, tamam…

Bu yüzden beş tane 50 bin dolarlık ev satın alıp, birinde oturup, dördünü kiraya veren Suriyeliler bile var.

Böylece, üç yıl sonra evleri sattığında, cebinde hem bedavadan vatandaşlığı kalıyor, hem de üç yıllık kira geliri almış oluyor!



Sadece ev değil, dükkan da alıyorlar.

İstanbul'da Ankara'da Hatay'da Gaziantep'te Mersin'de Kilis'te “Suriye çarşıları” var.

Dükkanlar alıyorlar, dükkanlar karşılığında vatandaşlık alıyorlar, dükkanları Suriyeli emlakçılardan kiraya veriyorlar, Suriyeli mal sahiplerinin Suriyeli kiracıları oluyor. Böylece… Hem Türk vatandaşı oluyorlar, hem Türk vatandaşlarını çarşıdan tasfiye ediyorlar.



Kanunen, yabancıya gayrimenkul satışında sınır var.

Güya, şehirlerimizin en fazla binde 5'i kadar satılabiliyor.

Peki şu an böyle mi?

Bilmiyoruz.

Çünkü 2015'ten beri resmi olarak açıklanmıyor, gizleniyor.



Yabancıya toplam satış binde 5 sınırını geçmediyse niye gizleniyor?

Veya şöyle soralım, Türkiye'nin sınırlarını kevgire çevirenler, gayrimenkul sınırını koruyabilir mi?



Dedim ya maalesef, düdüklü tencere gibi yönetiliyor Türkiye.

Arada gazını al, devam.

Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil
Tüm Yazıları için tıklayın
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 24 Ekim 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 10 24
2. Hatayspor 9 19
3. Fenerbahçe 9 19
4. Beşiktaş 9 17
5. Konyaspor 10 17
6. Karagümrük 9 17
7. Galatasaray 9 17
8. Alanyaspor 9 17
9. Altay 10 15
10. Adana Demirspor 9 12
11. Gaziantep FK 10 12
12. Öznur Kablo Yeni Malatya 10 12
13. Kayserispor 10 11
14. Sivasspor 9 10
15. Başakşehir 9 9
16. Antalyaspor 9 9
17. Giresunspor 10 9
18. Göztepe 10 8
19. Kasımpaşa 10 6
20. Rizespor 10 4
Takımlar O P
1. Ankaragücü 10 24
2. Ümraniye 9 21
3. Eyüpspor 10 20
4. Erzurumspor 10 19
5. Bandırmaspor 10 18
6. Kocaelispor 8 16
7. Tuzlaspor 9 14
8. Samsunspor 9 12
9. Boluspor 9 11
10. Gençlerbirliği 8 11
11. Menemenspor 10 11
12. İstanbulspor 9 10
13. Denizlispor 9 10
14. Altınordu 9 10
15. Adanaspor 10 9
16. Manisa FK 10 9
17. Bursaspor 8 8
18. Ankara Keçiörengücü 9 7
19. Balıkesirspor 8 6
Takımlar O P
1. Chelsea 9 22
2. Man City 9 20
3. Liverpool 8 18
4. Brighton 9 15
5. Tottenham 8 15
6. M. United 8 14
7. West Ham 8 14
8. Everton 9 14
9. Arsenal 9 14
10. Wolverhampton 9 13
11. Brentford 8 12
12. Leicester City 8 11
13. Aston Villa 9 10
14. Watford 9 10
15. Crystal Palace 9 9
16. Southampton 9 8
17. Leeds United 9 7
18. Burnley 9 4
19. Newcastle 9 4
20. Norwich City 9 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 9 20
2. Osasuna 10 18
3. Real Madrid 8 17
4. Sevilla 8 17
5. Atletico Madrid 8 17
6. Rayo Vallecano 9 16
7. Athletic Bilbao 9 16
8. Barcelona 8 15
9. Real Betis 9 15
10. Valencia 10 13
11. Espanyol 10 13
12. Mallorca 10 12
13. Villarreal 9 11
14. Elche 10 10
15. Celta de Vigo 9 7
16. Granada 9 7
17. Cádiz 10 7
18. Deportivo Alaves 9 6
19. Levante 9 5
20. Getafe 9 2