banner69

banner84

banner14

banner87

banner89

Almanya’dan İpekyol’a “Yerel Gazetecilik” daveti

Almanya Dışişleri Bakanlığı ve Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği “Yerel Gazetecilik” kapsamında bir haftalık program için Ajans Urfa ve İpekyol adına benim de aralarında bulunduğum toplam 8 yerel gazeteciyi Berlin ve Hamburg’a davet etti. Beni gitmek için en çok heyecanlandıran basılı medyanın hala bu kadar nasıl güçlü kaldığını öğrenecek olmamdı. Yazılı basın konusunda biraz hayal kırıklığına uğrasam da bambaşka fikirlerle geri döndüm…

banner100
ÖZEL HABER 10.12.2019, 12:24 10.12.2019, 14:09
Almanya’dan İpekyol’a “Yerel Gazetecilik” daveti
banner101

Türkiye’deki yerel gazeteciler için “Yerel Gazetecilik” konulu seyahat programı kapsamında 24 - 30 Kasım 2019 tarihlerinde Almanya’nın başkenti Berlin ile Hamburg’daydım. Almanya Federal Hükümeti tarafından Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla 1 hafta süren program, Dr. Weronıka Prıesmeyer-Tkocz’un sorumluluğunda, Carolın Krauss’un Proje Koordinatörlüğünde, Büyükelçilik Görevlisi Ute Maria Eke, Rehber Tıll Thaler ve Mütercim Tercüman Ayşegül Bürol’un destekleriyle gerçekleştirildi.

Kars Gazeteciler Birliği’nden Tacettin Durmuş, Gaziantep 27 Gazetesi’inden Ökkeş Özekşi, Trabzon Taka Gazetesi’inden Tacettin Çebi, Eskişehir Sakarya Gazetesinden Çağlar Özyazıcı, Erzincan Kazankaya Gazetesi’inden İbrahim Gürler, Bursa Olay Gazetesinden Gülinay Selçuk ve Antalya My Gazete İnternet Haber Sitesinden Bilge Ateş ile Gazete İpekyol adına ben programa davet edildik.

Europäische Akademie Berlin (EAB) Avrupa politikaları konularında eğitim veren bir aktör olan, aynı zamanda uluslararası eğitim, seminer ve proje yönetimi konularında yetkin hizmetler sunan öğrenme, tanışma ve etkinlikler için özel bir mekan sağlayan bir kuruluş olan Avrupa Akademisi, seyahat kapsamında bir dizi programlar düzenledi.

Gitmeden önce beni en çok heyecanlandıran şey Avrupa’nın en güçlü gazetelerini görecek olmam ve dijitale karşı nasıl direndiklerini yerinde incelemek olacaktı. Çünkü ziyaret edeceğimiz gazeteler arasında Berliner Zeitung, Taz ve Die Zeit gazeteleri vardı.  

Yazılı basın benim en çok sevdiğim alan. Ve İpekyol’un dijital medya karşısında kan kaybetmesine tahammülüm yok. Ajans Urfa’nın aynı şirkete bağlı olmasına ve benim onun da genel yayın yönetmeni olmama rağmen yazılı medya kadar heyecan vermiyor bana.

Bir haftalık programın ardından dijital basın karşısında yazılı basının Almanya’da da hızla kan kaybettiğini üzülerek gördüm. Ama insanlığa faydalı olmak adına çok güzel projeler gerçekleştirdiklerini gördüm. Bunları ilerleyen zamanlarda gerek yazılarımızda gerek uygulamalarımızla sizlerle paylaşacağız.

GÖRÜŞMELER ÇOK YOĞUN GEÇTİ

Berlin ve Hamburg’daki programda Alman Parlamentosu, Alman Dışişleri Bakanlığı, Berlin’deki Türk Büyükelçiliği ve bazı Alman Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile yerel gazeteler de ziyaret kapsamındaydı. Benim de Şanlıurfa’dan dahil olduğum ülkenin 8 değişik ilinden gelen gazetecilere ev sahipliği yapan ve programın saat gibi aksaklık olmadan işlemesini sağlayan Till Thaler vardı. Thaller, organizasyon sorumlunun verildiği Avrupa Akademisi’nin çalışanıydı. Thaller çok sıcakkanlı ve neşeli bir Alman. Kabına sığmayan 8 gazetecinin tahammül sınırlarını zorlamasına rağmen hiç kızdığını görmedim. Zaten Almanya’da nereye giderseniz gidin çalışanlarla ilgili ilk göze çarpan hepsinin mutlu ve işinden memnun olmasıydı. Bize Türkiye’den eşlik eden Alman Büyükelçiliğinden Ute Maria Eke ve tercüman Ayşegül Birol da sağlıklı görüşme yapabilmemiz ve rahat edebilmemiz için elinden geleni yaptı.

Alman Dışişleri Bakanlığının organizasyon işini verdiği Avrupa Akademisi programı dolu dolu ayarlamıştı. Bir görüşmeden bir görüşmeye koşturup durduk. Görüşme yaptığımız gazeteler ve STK’lar arasında hükümete yakın olan da vardı muhalif olan da… Yani Alman Dışişleri Bakanlığı muhalif olan gazetelere gitmemizde hiçbir sakınca görmemiş bilakis ziyareti kendisi organize etmişti.

KENTTE BELEDİYECİLİK DİSİPLİNİ VAR

Berlin ve Hamburg’daki gezimiz esnasında Türkiye ile kıyas ettiğim bazı gözlemlerim oldu. İlk dikkatimi çeken çok disiplinli bir sistemin mevcut olmasıydı. Trafik kullarına ciddi anlamda önem veriliyor. Geçen araç olmasa bile yayalar kırmızı ışıkta geçmiyor ve kentin bütün kaldırımlarında bir standart haline gelen bisiklet yollarına yayalar ayak basmıyor. Kentin her tarafındaki kaldırım yüksekliği, taşların rengi, deseni, genişliği hepsi standart… Berlin de, Hamburg da dümdüz bir alanda. Yokuş ve rampa yok. Asfalt dümdüz ve pürüzsüz Urfa tabiriyle “kaymak” gibi. Rögar kapakları girintili çıkıntılı değil. Yani sürücüler rögar kapağına denk gelmemek için direksiyonu sağa-sola kırmak zorunda kalmıyor. 

İNSANLAR KURALLARA UYUYOR

Işıkların olmadığı yerde yayayı gören araç durup yayanın geçmesini bekliyor. Şehirlerarası yollarda yerleşim yerlerinin olduğu yollarda araç seslerinden rahatsız olunmaması için duvar ve sac levhalar yerleştirilmiş.

Metro ve otobüslere binmek için haftalık bedeli 37.5 Euro olan biletlerimiz vardı. Sadece bir gece hariç onun dışında biletlerimize bakan, denetleyen kimse olmadı. Bilet bulundurmayana ağır para cezasının olduğu anlatılıyordu. Otobüse binince biletlerimizi gösteriyorduk ancak şoförler bakmıyordu. Adeta “size güvenmiyor muyuz” dercesineydi tavırları. Almanlar zaten bilet gösterme ihtiyacı hissetmiyordu. Berlin toplu ulaşım araçları ve yolları Hamburg’a oranla daha sakin. Bisiklet kullanımı çok yaygın belki de ondan.

İKRAM KÜLTÜRLERİ YOK

Gittiğimiz kurumlarda ve gazetelerde ikram namına hiçbir şey yoktu. Dışişleri Bakanlığı da dahil ne bir odacı ne de bir hizmetli konumunda personel bulunmuyordu. Rehberimiz Till Thaller bizim bu durumu garipsediğimiz ve onları cimri sandığımızı iletmiş olmalıydı daha sonra gittiğimiz gazete ve medya kuruluşlarında su, çay ve kahve gibi ikramlar hazırlanmıştı toplantı yapacağımız masalarda. Aslında cimrilikten değilmiş böyle bir kültürleri yokmuş. Musluk suyu da içilebiliyordu. İkram edilen ve satılan sular gazlı ve gazsız olmak üzere iki çeşitti. İkisi de hemen hemen aynı oranda tüketiliyor. Küçük sular 2 Euro’dan başlıyor. Bira fiyatları ile neredeyse aynı. Bu yüzden bira tüketimi oldukça fazla.

TÜRKLER YEMEK PİYASASINA HAKİM

Restoranlarında müşteri ne kadar yoğun olursa olsun çalışan tek garson var. Ama bu garsonlar yaşını başını almış tecrübeli garsonlar. Hiçbir aksama olmadan sunumlarını yapıyorlar. Pek lüks olmayanlarda ise self servis... Hamburg’daki lokantalarda Türk çalışanlar daha fazlaydı. Taksicilerin çoğu da Türk’tü. Urfalı da bayağı vardı. Döner piyasası çok gelişkin ve Türk’lerin elinde. Almanlar garsonlara bahşiş olayını çok önemsiyor. Bahşiş bırakmadan çıkmıyorlar.

Sabahları çok soğuk oluyor. Akşama doğru hava sıcaklığı artıyor. Kentte dolaşan kadınlar arasında pek hamile kadının olmadığını fark ettim.

Belediyeler ağaçlardan dökülen yaprakları toplamıyor. Çok güzel bir sonbahar görünümü ortaya çıkıyor. Yaprakların arasında başka çöp ve izmaritin bulunmaması dikkat çekiyordu.
 



TAZ GAZETESİ’NİN SAHİBİ ‘ÇALIŞANLARI’ VE ‘HALK’

Berlin’e ilk indiğimiz gün içinde Taz (Dıe Tageszeıtung) gazetesini ziyaret ettik. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü Georg Löwısch, Almanya’da gazetecilik ve kendi gazeteleri hakkında bilgiler verdi.

Löwısch, “Sağ hareket ve İklim Hareketi: Medya ve 2019 yılının iki büyük konusu” başlıklı sunumunun ardından sorularımızı yanıtladı. Gazetenin en ilginç yanı çalışanlar bir yılını doldurduktan sonra gazeteye ortak oluyor. Zaten gazete kooperatif şeklinde yönetiliyor ve binlerce ortağı var. Muhalif bir çizgide yayın yapıyor ama buna rağmen büyük bir binada yayın yapıyor ve anladığım kadarıyla pek maddi sıkıntıları yok. Löwısch, para gerektiğinde ise okuyucuya “Şu tarihe kadar abone sayımız şu sayıya ulaşmazsa gazeteyi kapatmak zorunda kalacağız şeklinde şantaj yapıyoruz” dedi. Şantaj bizdeki kadar orada çok sert anlam içermiyor galiba. Genellikle manşetleri mizah içerikli ama sert… Ve ertesi gün okuyucu gazetenin hangi manşet başlığı ile çıkacağını merak ediyormuş. Özellikle önemli gelişmelerin yaşandığı günün ertesi günü…

Gecenin ilerleyen saatlerinde toplantı bitti. Ancak saatleri Türkiye’ye oranla 2 saat geri olduğu için orada gece 24.00 iken Türkiye’de 02.00 idi. Bu yüzden yaklaşık 18 saatlik bir koşuşturmanın ardından bir nehir kenarında olan Abion isimli otelimize geçtik.
 



BAKANLIKTA KORUMALARA DENK GELMEDİK

banner85
Ertesi gün yani Pazartesi günü ilk durak Almanya Dışişleri Bakanlığı… Bakanlığın mütevazi bir binası var. Kapıdaki güvenliğin dışında pek güvenlik ve koruma görevlilerine rastlamadık. Bakanlığın iki çeşit asansörü vardı. Bir bildiğimiz bir de durmadan atlanarak ve inilen ve binilen asansör. Biz atlanarak binilen asansörü tercih ettik. Tehlikeli ve bir o kadar heyecanlı iniş ve binişi. Burada Kuzey Amerika, Avrupa, Rusya, Türkiye, Orta Asya, Kafkasya ve Alman Azınlıklarla Kültür ve Medya İlişkileri Dairesi Başkanı Sylvıa Groneık ve Türkiye ve EFTA Ülkeleri Dairesi Başkan Yardımcısı Chrıstına Busche ile bir araya geldik. “Başlıkların ötesinde Almanya ve Türkiye” konulu brifing aldık.
 



MÜLTECİLERLE İLGİLİ SAĞLIKLI İŞBİRLİĞİ YOK

Aynı gün bu kez yine Berlin’deki Almanya Federal Meclisinde Türk-Alman Parlamenterler Grubu Başkanı Milletvekili Sevim Dağdelen ile buluştuk. Almanca kendisini daha iyi ifade edeceğini kaydeden Dağdalen, “21. Yüzyılda Almanya ve Türkiye” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilere değinen Dağdelen, Türkiye’deki mültecilerin durumunu da ele aldı, ancak Türk Hükümetiyle bu konudaki ilişkilerin çok sağlıklı yürümediğini vurguladı. Toplantının ardından grup toplantısına katılacağını söyleyen Dağdelen, danışmanının mihmandarlığında meclisi gezmemizi sağladı. Bu görkemli meclis binası 1894 yılında Alman İmparatorluğu tarafından inşa edilmiş. Görkemli yapılmasının sebebi ise Avustralya ile rekabetten kaynaklanmış. O dönem gösterişli ve görkemli saray yapmak adeta o ülkenin gücünü ortaya koyuyormuş. Ancak ilerleyen zamanlarda bir ülkenin sarayla değil de teknoloji ve dünyadaki ekonomik olanaklarıyla gücünün kanıtlanabildiği anlaşılmış.

'KÜÇÜK İSTANBUL' KREUZBERG

Yine aynı gün içinde toplantıların ardından bize tahsis edilen otobüsle ve Rehber Serap Erkan’ın anlatımıyla Berlin Şehir Turu yaptık. Kentin bir ucundan diğer ucuna yaptığımız yolculukta en fazla ilgimizi çeken 'Küçük İstanbul' diye tanınan Kreuzberg semti oldu. Burada dolaşırken insan kendisini adeta İstanbul’da zannediyor. İşyerlerinin tabelaları Türkçe, yanımızdan geçenler Türkçe konuşuyor. Diğeri ise 1990 yılında yıkılan Doğu ile Batıyı birbirinden ayıran Berlin Duvarı’ndan geriye kalan kısım. Grafiti sanatı ile yapılmış sanat eserlerinin bulunduğu bu 1.3 kilometre uzunluğundaki özgürlük anıtındaki en popüler eser ise “Ölümün Öpücüğü” adı verilen bir görsel. Ressam Dmitri Vrubel 1979'de çekilmiş fotoğrafı duvara resmedilmiş ve altına “Tanrım, beni bu ölümcül aşktan kurtar” yazısı yazılmış. Duvarın batısında bulunan bu resimde Eski Sovyet Lideri Leonid Brezhnev ve Eski Doğu Almanya Lideri Erich Honecker öpüşüyor. O dönem komünist liderlerin öpüşmesi yaygınmış. Gezi Noel Pazarı ardından da Kreuzberg’daki bir restoranttaki yemekle sona erdi.
 



Daha sonra da Berlıner Verlag Yayınevini ziyaret ettik. Yazı İşleri Müdürü Jochen Arntz ile “Habercilik sanatı ve 21. Yüzyıla hazır olmak!” konulu görüşme yapıldı ve bize haber merkezi gezdirilerek gazete hakkında bilgiler verildi.
 



EN RENKLİ VE YOĞUN GÜN 3’ÜNCÜ GÜN OLDU

Programın 3’üncü gününde iyi bir projeye tanık olduğumuz Dizayn Ofisi (Desıgn Office) ziyaret ettik. “Yerel Gazetecilik ve İşbirliği Ağı” kapsamında CORRECTİV - Yerel araştırmalar ağı “Haber odasında bilgi akışı, bilgilerin teyidi ve sosyal medyanın düzenlenmesi” konusunda Justus Von Danıels bize bir sunum yaptı. 4 yıldır hizmet verdiklerini ve 35 çalışanları olduğunu kaydeden Danıels, gazetelerin yapamadığı kapsamlı araştırma gerektiren haberler hazırladıklarını ve bunları ücretsiz olarak gazetelere verdiklerini anlattı.

Buradan Gazetecilikte Kalite ve Araştırma Üzerine Çalışan STK olarak faaliyet gösteren Beyond The Editing Ofise geçtik. Genel Müdür Genel Müdür Günter Bartsch yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgiler verdi.
 



Aynı gün Berlin’e biraz uzak mesafede olan Postdam’a metro ile geçtik. Yerel bir gazete olan ancak tırajı 10 bini bulan Potsdamer Neueste Nachrıchten Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü Sabıne Schıcketanz ile buluştuk. “Vatandaşın ve günlük hayatın yanında metropollerin ötesinde yerel gazetecilik” konusunda sunum yapan Schıcketanz, 20 çalışanları bulunduğunu ve günlük olarak 10 bin aboneleri bulunduğunu anlattı. Schıcketanz, yerel oldukları için eleştiri içerikli haberlere idarecilerden ve siyasilerden zaman zaman tepki aldıklarını ancak bu tepkilerin yasal çerçevede kaldığını belirtti. Ayrıca tekzip yayınlamak zorunda kaldıkları zaman gazete yönetiminin tekzip içeriğine katılmadığı şerhini de habere ekleme hakları bulunduğunu kaydeden Schıcketanz, mahkemenin aleyhlerinde karar verme durumunda ise bir daha aynı suçun işlenmemesi halinde cezanın ertelendiğini söyledi.

Programın 3’üncü gününde tüm yorgunluğumuzu eşsiz bir gösterinin sergilendiği Chamäleon adlı tiyatroda attık. Akşam yemeğini yedikten sonra ışık ve ses efektlerinin mükemmel bir şekilde kullanıldığı “Out Of Chaos” adlı gösteriyi hayranlıkla izledik. Nefes kesen akrobatik hareketlerin kullanıldığı gösterinin sonunda bizim dışımızda hepsi Alman olan izleyenlere Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” adlı eseri tasavvufi bir tarzda söylendi.

GÜNÜN SON PROGRAMI TÜRK BÜYÜKELÇİLİĞİNDE

Berlin’deki 4’üncü günümüzde ilk olarak Berlin Medya Kuruluşlarının Ortak Merkezi’ni ziyaret ettik. Burada Bernd Malzanını’dan “Almanya’da medya regülasyonu ve mevzuatı” konusunda bilgi aldık.

Sonraki durağımız ise VER.DI Sendikası oldu. Alman Gazeteciler Birliği’nde Medya ve Yayıncılık Genel Müdürü Cornelıa Berger’den “Düşen tirajlar karşısında gazetecilik mesleği” konusunda sunumu aldık.

Öğleden sonra Berlin’in Pappelalle semtine “Prenzelberger Ansıchten” adlı mahalle gazetesine gitmek için yola çıktık. Pappelalle’de evler oldukça pahalı ve bu yüzden alınıp satılan ev pek nadir. Programımızda bizi karşılayan gazetenin muhbiri Rolf Gänsrıch ile sokak gezisi var ancak yağmur nedeniyle geziyi iptal etmek zorunda kaldık ve görüşmemizi bir kafede gerçekleştirdik.

Ardından günün son programı olan Berlin’deki Türkiye Büyükelçiliğine ziyaret gerçekleştirdik. Burada büyükelçilik görevlisi binayı gezdirip bilgiler verdi. Binaya girer girmez sergilenen Göbeklitepe sergisi herkesin ilgi odağı oldu. Büyükelçi Ali Kemal Aydın ile yapılan kısa bir görüşmenin ardından Büyükelçilik mensupları olan Elçilik Müsteşarı Umut Topçuoğlu, Basın Müsteşarı Refik Soğukoglu ve Müsteşar Emre Genctug ile bir süre görüşme yaptık. Türkiye - Almaya ilişkileri ve Almanya’daki Türkler ile mülteci sorunu ve Türkiye’nin dış politikaları hakkında sohbet gerçekleştirdikten sonra programımız burada sona erdi.

LİMAN ŞEHRİ OLAN HAMBURG’DAYIZ

Berlin programının son günü olan 5’inci günde ise Neue Deutsche Medıenmacher Derneği’ne bir ziyaret gerçekleştirdik. Burada Türk asıllı gazeteci Hasan Gökkaya ile Almanya’daki Türklerin durumu ve bir Türk olarak yaptığı gazetecilik hakkında bilgiler aldık. Abion Otelindeki öğlen yemeğinin ardından hızlı tren ile 290 kilometrelik yolculuğun ardından Almanya’nın en büyük 2’nci kenti olan Hamburg’a geçtik. Türklere ait işletmelerin yoğun olduğu bir semtteki Novum Style Hamburg Otele yerleştikten sonra görüşme programına aynı gün içinde hemen başladık.

KİLİSE TARAFINDAN KURULAN SOKAK DERGİSİ BÜYÜK BİR BAŞARI HİKAYESİ

Hamburg’da Almanya’nın en yüksek tirajlı kamu yararına çalışan “Hınz & Kunzt” adındaki Sokak Dergisini ziyaret ettik. Yazı İşleri Müdürü Bırgıt Müller’den görüşme gerçekleştirerek dergi hakkında bilgi aldık. Dergi çok farklı bir proje olarak yayına başlamış. Bir papaz toplumsal sorunlara duyarlı bir gazeteci olarak Bırgıt Müller’i bulmuş ve projesini anlattıktan sonra projenin başına geçmesi için Müller’e teklifte bulunmuş. Dergi 1993 yılında kilisenin yaptığı 50 bin mark ile kurulmuş. Dergi evsizlere 1.10 Euro’ya veriliyor. Evsizler de 2.20’ye satıyor. 10 adet de ilk etapta ücretsiz veriliyor. 530 evsize satış noktaları dergi merkezindeki haritadan belirlenmiş. Kış aylarında derginin satışı 90 bine kadar çıkıyor. Evsizler arasında müthiş başarı hikayesi yazanlar çıkmış. Derginin 30 çalışanından 22’si evsizlikten kurtulan insan. Derginin kuruluş felsefesi “Bir amacı olmayan insan boşluğa düşer”.

Hamburg’da görüşmelerin son günündeyiz. İlk olarak haftalık Dıe Zeıt Gazetesini ziyaret ettik. Gazetenin Hamburg redaktörü Florıan Zınnecker ile görüşmeyi gerçekleştirdikten sonra  Abendblatt Gazetesine geçtik. Hamburg Redaksiyonu Müdürü Insa Gall “Podcast - kim tarafından yapılıyor ve kime hitap ediyor?” konusunda sunum yaptı.

Günün son programı liman turu oldu. Denize 120 kilometre mesafedeki Elbe Nehri’nde irili-ufaklı gemilerin yanından geçtik. Nehir kenarında eskiden kalma gemilerle gelen yüklerin depolandığı devasa binalar bulunuyor. Çoğunun altı kafe ve restoran üstü de mesken olmuş.

Avrupa Akademisi Rehberi Tıll Thaler ile yaptığımız değerlendirme toplantısının ardından Almanya’daki programımız sona erdi.

Mustafa Arısüt/GEZİ ANALİZİ

banner53
Yorumlar (0)
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 17 Şubat 2020
İmsak 05:44
Güneş 07:04
Öğle 12:44
İkindi 15:45
Akşam 18:13
Yatsı 19:29
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 21 27
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 20 24
14. Konyaspor 22 20
15. Ankaragücü 22 20
16. Antalyaspor 21 19
17. Kasımpaşa 21 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Erzurum BB 22 39
3. Bursaspor 22 39
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 22 18
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 25 51
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 25 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. Wolverhampton 26 36
8. Everton 26 36
9. M. United 25 35
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 25 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19