NEZAKET

-Lütfen 

-Teşekkür ederim 

-Minnettarım 

-Hiç sorun değil 

Son dönemlerde pek de duymadığım kelimeler. 

Yurt dışında hem İngiltere’de hem de Amerika’da yaşarken çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren ‘lütfen’ ve ‘teşekkür ederim’ sözlerinin bilhassa öğretildiğine şahit oldum. 

Eğer çocuk birinden bir şey isterken ‘lüften’ ya da yapılan bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu anlatmak için ‘teşekkür ederim’ demezse, ebeveyni hemen ikaz eder, “ne söylemen gerekiyordu” diye çocuklarını uyarırlardı. 

Çok pozitif bir tutum. 

Bizde de aslında farklı değil. 

İlkokul birinci sınıftan itibaren hayat bilgisi derslerinde kibar ve nazik olmayı öğrendik biz. 

Ama sonrasında hayat mücadelesi içinde ne oluyorsa nezaketi unuttuk. 

Nezaketin yerini toplumsal yaşamda sinirlilik ve tahammülsüzlük aldı. 

Katılırsınız veya katılmazsınız, nezaket kelimeleri, üzerinde yaşadığımız coğrafya için vakit kaybından başka bir şey değil. 

Yaklaşık 9 yılı bulan Londra ve Washington DC maceralarımın ardından döndüğüm Ankara’da çok iyi fark ettim bunu.

‘Lütfen’ ve ‘teşekkür ederim’ sözlerini barındıran cümleler kurduğumda karşı tarafın bakışlarını ve kalkan kaşlarını ilk başlarda çok garipsemiştim. O bakışlar her şeyi anlatıyordu. 

İstanbul’da da bunu hissetim. 

Urfa’da da çok yakından tecrübe ettiğim zamanlar oldu. 

Saygılı ve düşünceli insanların sayısı sürekli azalıyor. Neden? 

Bu sorunun birçok yanıtı olabilir. Ama en popüler cevap sanırım “nezaketin zayıflık olarak algılanması”. 

Nazik olmak zayıflık ve onay alan bir girişim olarak görülüyor günümüzde. 

Oysa bilim insanlarının araştırmalarına göre nezaket “iyileştiren bir güç”. 

ABD’nin Georgia eyaletindeki Emory Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre, başka birine karşı nazik olduğunuzda beyindeki ödül ve zevk merkezleri harekete geçiyor, sanki iyilik yapan değil, iyiliği alan sizmişsiniz gibi davranıyor. Beyindeki bu merkezler harekete geçince kaygı hissi de azalıyor. Ayrıca nezaket, aşk hormonu olarak bilinen oksitosin hormonunun da salgılanmasını sağlıyor. Nazik ve kibar olan insanların özgüveni ve empati duygusu daha gelişmiş oluyor. 

Yani bugünlerde o unuttuğumuz nezaket, insan yaşamında büyük bir iyileştirici güce sahip oldukça önemli bir kavram. 

Ama maalesef bu coğrafyada zayıflığın ve güçsüzlüğün bir işareti olarak algılanıyor nezaket. 

Tüketim ve rekabete çok fazla önem atfedildiği bir dönemde hayatta kalmak için savaşmak, başarılı olmak için acımasız olmak gerekiyor pek çok insana göre. 

Nezaket ise başka insanlara yardım ve iyilik etmeyi gerektiren bir kavram. Ne yaman çelişki! 

Yine de “dünyayı iyilik kurtaracak” diyenlerdeniz vesselam!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erkan Avcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ajans Urfa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ajans Urfa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ajans Urfa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ajans Urfa değil haberi geçen ajanstır.

01

Öğretmen - Hoyrat insanların arasında kala kala nezaketi saygıyı unuttuk

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ocak 21:42


Şanliurfa Markaları

SİZDE BU ALANA REKLAM VERMEK İSTER MİSİNİZ?

+90 (505) 585 67 77
Reklam bilgi

Anket Sizce erken genel seçim olur mu?
Tüm anketler