banner183

banner184

banner84

banner14

banner176

banner175

banner168

Yalnız yaşayan kalabalıklar arasında dertli bir mütefekkir

Vedat Barga'nın 'Yalnız yaşayan kalabalıklar arasında dertli bir mütefekkir' adlı yazısı Ajans Urfa'nın yorum forum köşesinde yayımlandı.

banner100
Gündem 28.07.2020, 13:33 28.07.2020, 14:37
Yalnız yaşayan kalabalıklar arasında dertli bir mütefekkir

 İşte, Barga'nın yazısı:

Ateşin insanı yakamadığı, sıcak ikliminin insanının sıcak gönüllülüğünden esinlendiği, Nuh (a.s) Tufanından sonra yeryüzünde inşa edilmiş birkaç büyük şehirden biri olan, kadim coğrafyamızın, İpekyolu güzergâhında bulunup, Doğu ile batıyı birbirine bağlayan, yanık seslilerin, sevdalı çobanların, dağlarının eteklerinde avazları çıktıkları kadar aşk ile gazeller, türküler, kasideler, ilahiler söyleyip ve dahi en önemlisi de Kur’an Karilerinin meşhur oldukları bir şehirde, gözlerini açar dert ve kederler dünyasına… Bu öyle bir şehir ki, sıradan şehirlere benzemeyen bir şehir… Tarihi neredeyse insanla yaşıt… Bu şehirde büyüyen Mütefekkirimiz, yaşadığı şehre o kadar gönülden bağlanır ki; “Ruhumun masalı” diyebilecek kadar Mecnun-i bir sevdayla bağlanır. Tabir caizse, şehir Leyla o ise Mecnun’u oluverir şehrin!

 Her çağ kendi Mütefekkirini yetiştiriyor diye, meşhur sözdür. Ya da her Mütefekkir yaşadığı çağ ve coğrafyaya; kalem ve kelamıyla, düşünce ve fikirleriyle, özellikle bulunduğu toplumun insanlarını ve gençliğini içinde bulunduğu rehavetten, ataletten, gaflet uykusundan uyandırmak için, ab-ı hayat misali bilgisiyle uyandırmaya kendini adayan adam mıdır yoksa? İnsanın kendi avlusunda yetişen otun acı olduğunu söylerlerdi büyükler! Ne kadar haklı olduklarını bilmiyorum lakin, her delinin veya velinin, her mütefekkirin, her bilgin ve bilgenin yaşadığı dönemde ve içinde bulunduğu toplum tarafından yeterince tanınmadıkları kesindir…

 Neden, hazine niteliğinde olan insanlarımız öldükten sonra değer kazanıyorlar acaba? Bu dünyanın kanunu mu, yoksa yaşanılan coğrafyanın biçtiği bir olgu veya takdir edilmiş olan kader mi? Her bilgenin, her mütefekkirin; içinde bulunduğu toplum ve yaşadığı dönemin insanları tarafından, hak ettikleri değeri bulamamaları ne kadar acı verici! “Kel ’in zülüf sahibi olabilmesi için illa ki kel ’in ölmesi mi gerekiyor sözü, böyle bir inceliğe işaret ediyor olsa gerek? Evet, anlatılacak o kadar dert dosyaları var ki şu yeryüzü üzerinde; hangi birini anlatmaya çalışsa insanın,ona ömrü vefa etmez.

  Modern çağ, insanı eğitim ve öğretim yerine eriten ve öğüten; bela ve tuzakları bol olan bir çağ halini almış; kadrajına takılan insan ve toplumları, balıkçının ağına takılıp da hayatı son bulan balık misali, manevi hayatları zer-u zeber eder… Evet, bir mütefekkiri anlatmaya çalışıyorduk. Kimdir bu mütefekkir, neyin nesidir, nerelidir, nasıl bir mütefekkirdir veya mütefekkirliğinin kanıtı nedir gibi suallere biz cevap vermeyeceğiz. Ancak, ara ara onun eserlerinden kısa kısa pasajlar aktarmakla; sizleri onun kim olduğu araştırmasına sevk etmeye gayret edeceğiz. Yalnız yaşayan kalabalıklar için veya arasında yaşayan her bilgin, her ilim erbabı, her mütefekkir; yaşadıkları kendi toplum tarafından ya çok az anlaşılıyor tanınıyor, ya da hiç anlaşılamıyor tanınmıyorlar, zorlu kötü çevre onların anlaşılmasını istemiyor! Hangisi doğru acaba?

 Zira bizim anlatmaya çalıştığımız söz konusu Mütefekkir, oralı buralı değil; tamamen yerli ve kumaşı kaliteli, velud bir dimağ, Şahince bir bakış açısına sahip; doğanca hürriyet perverdir! O, kalem ve kelam ustası bir mütefekkir, derin bir düşünce, istikbali sezen bir ufuk, davasının sancılarını çeken bir deli veya kendini keşfetmesini bilmeyen bir velidir belki de! “O hakkın ve hakikatin izini takip ederken şöyle bir serzenişte bulunur: “İnsanlar neden ötekileştirir veya öteki görür birbirini? Böyle görmenin ontolojik (yaratılıştan gelen) bir temeli var mı acaba? Evet, onu tanıyıp okurken; bazen Asr-ı saadette, bazen Selçuklular döneminde, bazen Osmanlı ve bazen de Cumhuriyet sonrası dönemde bulursunuz kendinizi.

 Çünkü,o, İmam Azam’dan günümüze kadar; ne kadar ilim irfan, edebiyat ve sanat erbabı varsa, birçoğunun fikir ve ilimlerini ya tamamen ya da kısmen deruhte edip vakıf olan birisidir. Tefsir ve hadis, Akaid ve kelam, fıkıh ve ahlak, tarih ve edebiyat konularının birçoğunu yudumlamış olan bizim yerli Mütefekkirimiz ne yazık ki, bulunduğu muhitte iyice tanınmamaktadır. Biz âcizane olarak, onun; kaleminin kelamından daha önde olduğuna kanaat etmekteyiz. Öyle ya, Allah bir kuluna ya kalem verir kelam vermez, ya kelam verir kalem vermez, bazılarına da her ikisin verir. (Avam istisnadır) Aslında bizim mütefekkir, her iki alanında ustası; ne ki, çekingenliği, mütevazılığı, kendisini öne süremeyişi, gösterişten uzak oluşu; onu, kelam konusunda biraz geride bırakmaktadır!

“Tereddütlerden bahsederken: “Hayat, kalburüstü sırtında şairin diyor biri. Yüklerin ve dahi emanetlerin en ağırı hayat. İnsan, ezelde kabullenmiş bu hayat yükünü. Dağlar, taşlar, gök, yer çekinmiş ondan. Fakat insan zorunlu olarak kabul etmiş bu ateşten gömleği. Dikmiş başına bu zehirden kadehi. Onun için hem cahil, hem zalim. Cahil, çünkü kâinat ağırlığında bir emanetin taşıyıcısı olduğunun farkında değil. Zalim, çünkü yüklendiği bu büyük ve mukaddes emanete bilerek hıyanet etti.”

banner85
 İnsan bu, yaşadığı ortamın insanlarıyla aynı dünya görüşünü paylaşmadığı zaman; bazen gel git’ lerle başı derde düşer. Veya Arafta kalıp bir müddet toplumu ve eşyayı seyre takılır. Aslına bakılırsa, insan kâinatın küçültülmüş hali ve kâinat ise insanın büyütülmüş olan şeklidir. Yani Araf’tan muradımız, onun; kararsız ve tereddütlerle boğuşan biri olduğu anlamı çıkarılmasın lütfen. Bundan muradımız, “sen kalk her şeyi kendine dert edin, yaz, anlat, duyur ama karşılık bulma, sonra biraz üzüntü, biraz keder, biraz da haydi ne haliniz varsa görün türünden bir vaz geçmişlik hali! Ama dedik ya, onu okurken; Balzac’tan Cemil Meriç’e, Tanpınar’dan Akif ve Necip Fazıla; yedi güzel adamdan günümüzün edebiyat ve fikir camiasına varıncaya kadar, uzun bir ilim ve bilim seferine çıkmış gibi kaptırırsınız kendinizi!

Gel git derken, hangi birimizin gel gitleri olmadı ki? Hangi birimizin zaafları yok ki? Veya hangi birimiz, emeğimizin karşılığını almak istemez ki? Şöyle bir insan düşünün, “insanlar dünyalık makam ve mevki peşinden koşup yuvarlanırken; o, kendini ilim ve bilime versin, şu dar-ı dünyadan göç ederken gök kubbesinin altında hoş bir sada bırakmanın mücadelesine adamaktan başka derdi ve gayesi olmasın!... Ve Kocaman kalabalıklar arasında yaşadığı halde, yalnız kalsın, anlaşılmasın, yeterince kadri takdir edilmesin. Söze konu ettiğim Mütefekkir, kendisinin mütefekkir olduğunu iddia etmiyor tabi. Bu bizim, onun yazmış olduğu eser ve tespitlerinden yola çıkarak; varmış olduğumuz şahsi kanaatimizin bir neticesidir!

Hani bilinen bir gerçektir, her ilim adamı ve mütefekkir; yaşadıkları dönemin insanları tarafından iyice anlaşılmamış, bazen de o toplumun insanları tarafından tecritte tabi tutulmuş ve zararlıdırlar (!)diye insanları onlardan uzaklaştırmışlardır. Hâlbuki her insandan alabileceğimiz bir şeyler mutlaka vardır. Hele bu insan İman ve ihsan ehli biri olunca, yakınında durmak, bilgisinden faydalanmak, tehlikeli değil yarardır, faydadır… Biz onun mütefekkirliği hakkında şu birkaç cümleyi karalarken, tabi ki onun, bizim böyle bir yazı yazmış olduğumuzdan haberi yoktur… Bu ne ona bir yaranma yazısı, ne bir teşekkür bekleme Makalesi, ne de karşılığında aferin almayaniyetlendiğimiz bir kanaatin sonucu! Bu yalnızca hak sahibine hakkını teslim etmenin yanında; birde kardeşlik ve vefa borcu!... Hepsi bu kadar.

Kalın sağlıcakla, fikir ve tefekkürle kalın, Mütefekkirle hasbihalde kalın!... 27 Temmuz 2020.

AJANS URFA 

                   

                   

banner53
Yorumlar (0)
banner191
29°
açık
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 11 Ağustos 2020
İmsak 04:00
Güneş 05:31
Öğle 12:35
İkindi 16:21
Akşam 19:29
Yatsı 20:54
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 34 69
2. Trabzonspor 34 65
3. Beşiktaş 34 62
4. Sivasspor 34 60
5. Alanyaspor 34 57
6. Galatasaray 34 56
7. Fenerbahçe 34 53
8. Gaziantep FK 34 46
9. Antalyaspor 34 45
10. Kasımpaşa 34 43
11. Göztepe 34 42
12. Gençlerbirliği 34 36
13. Konyaspor 34 36
14. Denizlispor 34 35
15. Çaykur Rizespor 34 35
16. Malatyaspor 34 32
17. Kayserispor 34 32
18. Ankaragücü 34 32
Takımlar O P
1. Hatayspor 34 66
2. Erzurumspor 34 62
3. Adana Demirspor 34 61
4. Akhisar Bld.Spor 34 57
5. Fatih Karagümrük 34 56
6. Bursaspor 34 56
7. Altay 34 54
8. Ankara Keçiörengücü 34 50
9. Menemen Belediyespor 34 44
10. Giresunspor 34 44
11. Ümraniye 34 44
12. İstanbulspor 34 40
13. Balıkesirspor 34 38
14. Altınordu 34 37
15. Boluspor 34 33
16. Osmanlıspor 34 30
17. Adanaspor 34 21
18. Eskişehirspor 34 12
Takımlar O P
1. Liverpool 38 99
2. Man City 38 81
3. M. United 38 66
4. Chelsea 38 66
5. Leicester City 38 62
6. Tottenham 38 59
7. Wolverhampton 38 59
8. Arsenal 38 56
9. Sheffield United 38 54
10. Burnley 38 54
11. Southampton 38 52
12. Everton 38 49
13. Newcastle 38 44
14. Crystal Palace 38 43
15. Brighton 38 41
16. West Ham 38 39
17. Aston Villa 38 35
18. Bournemouth 38 34
19. Watford 38 34
20. Norwich City 38 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 87
2. Barcelona 38 82
3. Atletico Madrid 38 70
4. Sevilla 38 70
5. Villarreal 38 60
6. Real Sociedad 38 56
7. Granada 38 56
8. Getafe 38 54
9. Valencia 38 53
10. Osasuna 38 52
11. Athletic Bilbao 38 51
12. Levante 38 49
13. Real Valladolid 38 42
14. Eibar 38 42
15. Real Betis 38 41
16. Deportivo Alaves 38 39
17. Celta de Vigo 38 37
18. Leganés 38 36
19. Mallorca 38 33
20. Espanyol 38 25