banner301

banner184

banner69

banner84

banner300

banner278

banner317

banner168

‘Urfa Alan Yönetimi Hakkında’ yeni bir model!

Hukukçu-Yazar Cüneyd Altıparmak, Şanlıurfa alan yönetimi konusunda yeni bir model üzerine bir yazı kaleme aldı.

Gündem 05.10.2020, 11:40 06.10.2020, 13:58
‘Urfa Alan Yönetimi Hakkında’ yeni bir model!

Şanlıurfa, Türkiye’nin önemli tarihi ve turistik kentlerinin başında geliyor.

Bir süredir, Valilik ve diğer kamu birimlerinin katılımı ile kentteki alan yönetimi konusunda çalışmalar yapılıyor. 

Sahip olduğu doku ile özel bir mevzuat gerektiği ifade edilen Şanlıurfa'daki bu çalışmalara katkı sunacak bir yazı kaleme alındı.

Alan yönetimi ve kültür mirasının hukuku yönleri üzerine çalışmaları olan Hukukçu-Yazar Cüneyd Altıparmak, Şanlıurfa alan yönetimi konusunda yeni bir modeli gündeme taşıdı.

Öneri ve değerlendirmelerde bulunan Altıparmak’ın yazısı şu şekilde:

"Urfa Kentsel Sitini Korumak!

'Urfa Tarihi Alanlarının Yönetimi Hakkında Kanun'

Cüneyd Altıparmak

Başlarken…

Klasik yönetişim ve bakış açılarının tersine birazda imkanları zorlayarak ve belki de “ütopik” hedefler koyarak öneride bulunmak gerekiyor. Hele de konu kültürel miras ise. Kültürel miras, multidisipliner bir alandır. Bu alanda başta mimarlar, mühendisler, sanata tarihçiler, arkeologlar, şehir plancılar söz ve emek sahibi olacaktır. Ancak netice de kültürel miras konusunun bir de hukuki boyutu vardır.Biz de bu yazıda hukuki bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Bu yazımızın yapılan ve yapılacak olan çalışmalar katkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu yaparken de genel bir yazıdan ziyade Urfa’yı ele alarak somutlaştırmak istiyoruz.

Yazımız üç ana unsurdan müteşekkildir. İlkin, Urfa’nın durumu ve kültür varlıkları yönünün değerlendirmesini ele alacağız. Sonrasında, kültür varlıklarının korunması ve alan yönetimi bahsine değineceğiz. Son olarak da, özel düzenlemeler ve Urfa hakkındaki önerimize yer vereceğiz. Yazımız, şehre şehrin içinden bir öneride bulunmak ve buna dair somut bir çıktının oluşması ve Urfa’daki kıymetli alanlara dair bir yönetim disiplinin en güçlü mevzuat düzenlemesi ile ortaya çıkabilmesine dair fikir sunmaktan ibarettir. Bu fikrimizi bir çok alanda dile getirmek imkanı bulmuştuk. Bu kere de yazılı olarak bir not düşmek istiyoruz.

Urfa

1920 yılında düşmanı defeden Urfa, bu sene, zaferin 100.yılını kutladı. “Yasasın Urfa’lıar teslim olmadı!”şeklinde türkülerimize giren bu kutlu durum, Urfa için, Urfalılar için pek kıymetli.Hatta sadece Urfa için değil, Ülkemizin düşman işgalinden kurtulmasının adımlarından, merhalelerinden biri olarak da kıymetli. Urfa’yı değerli kılan hususlar bundan ibaret değil pek tabii olarak… Peygamberlerin yaşadığı şehir olmak, kültür varlığı olarak önemli bir envantere sahip olmak, Harran gibi, “dünyanın ilk üniversitesine” ve o kültüre ev sahipliği yapmak ve nihayet UNESCO listesine 2018 yılında giren Göbeklitepe ile tarihin başlandığı şehir olmak… Çok çok önemli payeler bunlar… Ve bunların örneklerini çoğaltmak da mümkün. Bu kadar değere sahip olan çok az şehir var. Bu kadar kıymete haiz olup da bu konuda yeterli ve disiplinli adımlar göremeyince  üzülüyor ve su anki halimize dair iki kritik soruyu da sormadan edemiyor insan: Kıymetlerimizden tahrip olanlar neredeler?  vekalanları da aynı akıbet mi bekliyor?…

Uyumayan şehir” diye bir kavram vardır. Bu şehirlerde ışıklar sönmez. Yirmi dört saat canlıdır. “Fast” olarak nitelenen bu durumun karşısında, “cittaslow” yani “sakin şehir” kavramı türemiştir. Uyumayan şehirlere inat edercesine buralarda her şey yavaş akar…Bir de “müze şehirler” tabiri vardır. Bu şehirler, tarihin ve milletlerin geçmişlerinin sergilendiği, geçmişten bugüne kadar değişimi gözler önüne seren müzeler en önemli sanat merkezleridir ve hemen her yerinde butik müzeler bulunan ve tüm bunların dışında “devasa” sayı ve nitelikte eserlere malik müzelere ev sahipliği yapan şehirler vardır: Paris, New York, Floransa, Sao Paulo, Londra…gibi.

Kültür, “üretmek” ile başlar ve fakat bu yetmez. Çünkü kültür “korumak” ile gelişir. “Kültürel miras” şeklinde ifade edilmesi de bundan olsa gerektir. Urfa’nın merkezinde bulunan ve halen “yaşayan” alan, birçok benzerinden farklı olarak kafeler, butik oteller ve turistik satış ve benzeri biçimde “canlı”  değildir. Bu alan, halen Urfalıların, alış-veriş yapmak için indiği “çarşı”, arkadaşları ile buluştuğu “kıraathane”, ticaretin yapıldığı “han”, giysilerin satıldığı “bedesten”, eski eşyaların alıcı bulduğu “mezat” vb. biçimde canlıdır. Moda tabirle “organik” bir canlılık vardır buralarda. Yani bu alanlar, turistlere terk edilmiş, “biblo” mahiyetli değildir. Şehrin bu yerleri, sakinleri için halen bir “nefes” alma alanıdır. Zaten buranın benzeri şehirlerden ayrılan en önemli iki temel özelliği de budur:

“kentsel sit alanında yaşamın halen devam ediyor olması”

ve “taşınmaz kültür varlıkları sayısın fazla oluşu”…

Mekanlar zarar görüyor!

Mekanların yitirilmesi, şehrin hafızasından bir öğenin ayrılması demektir. Nasıl ki insanlar beyinleri ile düşünüyor ve ağzı ile konuşuyorsa, şehirler de sahip olduğu mekanlar ile düşünür, burada yaşananlar ile konuşurlar… Günümüze ulaşamayan hanları ele alan makalesinde Özme, ticari yapılara dair en detaylı çalışmanın Cihat Kürkçüoğlu tarafından yapıldığını söyler ve ekler “…saptanan 32 handan 11 tanesinin günümüze gelmiş olması, kültür varlıklarımızın hızlı bir şekilde tahrip edildiğini göstermektedir. Bu hanların büyük bir çoğunluğunun yakın zamanlarda yok edildiğini düşünürsek, bu tahribatın gün geçtikçe daha da yoğunlaştığı anlaşılmaktadır…[1] Yazar, bu eriyişten bahsettiğinde yıl 2006’dır. Bu sürece kadar kaybolan, yıkılan, terk edilen evler ve diğer varlıkların daha fazlalaştığını söylemek ve şehirde yaşayan birisi olarak görmek çok üzücüdür…

Urfa, geleneksel doku özellikleri fiziki, sosyal ve kültürel yapısı birlikte tezahür etmiş bir şehirdir. Urfa sokaklarından dolaşırken, Ünlü Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe’nin “Mimari donmuş müziktir” sözü aklımıza gelir.  Sıra gecelerinde icra edilen eserlerin, mimariye dönüşmüş biçimi sanki.

Urfa şehrinin “eski merkezi” olan şimdilerdeki nitelemesi ile “eski çarşı”, yerel nitelemesi ile “aşağı çarşı” başta olmak üzere çevresindeki tarihi evlerin ve hanların donattığı koruma amaçlı imar planına ve öngördüğü geçiş sahalarına baktığımızda karşımıza (en dar niteleme ve ele alma ile) sadece ve sadece şehir merkezi için 175 ha’lık bir alan karşımıza çıkmaktadır.

Koruma amaçlı imar planı ne diyor?

Bahse konu alan için KAİP açıklamalarındaki şu ifade önemlidir:“Planlama alanı sınırları içerisinde “Şanlıurfa Merkez Kentsel Sit Alanı” ile birlikte  “Kentsel Sit Etkileme Geçiş Alanı”, “Yenimahalle Kentsel Arkeolojik Sit Alanı”, “KızılkoyunNekropolü II. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanları”  ve “Urfa Kalesi I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” bulunmaktadır. “Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Gölleri Tarihi ve I. Derece Doğal Sit Alanı” ile “Haleplibahçe I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” da planlama alanının içinde yakın çevresinde yer almaktadır…Şanlıurfa kentinde geleneksel dokunun yoğun olarak bulunduğu bölge Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14.05.1982/3555 sayılı kararı ile “Kentsel Sit” olarak tescil edilmiştir. Kentsel sit alanı içinde ayrıca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiş anıtsal yapılar ve sivil mimarlık örneği yapılar da yer almaktadır[2]. Planlama alanı Urfa’daki Beykapısı, Bıçakçı, Camikebir, Göl, Gümüşkuşak, Hekimdede, Kadıoğlu, Kendirci, Kurtuluş, Pınarbaşı, Tepe, Türkmeydanı, Yeni ve Yusufpaşa mahallelerini ihata eder vaziyettedir[3].

Restorasyonlar yapılıyor…

Bu alana, dönem dönem “restorasyon  vesağlıklaştırma” projeleri ile yine maliklerin Bakanlıktan aldıkları hibe ve kredi destekleri ile alandaki taşınmazların korunmasına dair uygulama işleri yapılmaktadır. Bu gayreti takdir etmekle beraber kat edilmesi gereken yolumuzun olduğunu da belirtmek isterim. Bu konudaönemli verileri bir Avrupa Birliği “Şanlıurfa’da Tarih Yeniden Canlanıyor Projesi”nden ulaşabiliyoruz[4]. Bu projenin “Eylem Çerçevesi” metnindeki şu tespitler mühimdir:

“(i)Kentteki ‘mutlaka görülmesi gereken’cazibe merkezlerinin birçoğu Eski Şehir'de yer almakta ve Balıklıgöl ve Eski Çarşı bölgesinde yoğunlaşmaktadır; bu durum, kayda değer ölçüde bir genel turizm ilgisi ve yüksek düzeyde bir yerel kullanım oluşturmaktadır. 

(ii)Şanlıurfa Eski Çarşısı, şimdiye kadar bir turizm yönetim planı olmaması nedeniyle, aşırı kalabalık, sınırlı bilgilendirme, turist rehberlik hizmetlerinin olmayışı, yetersiz atık yönetimi, sınırlı araç park alanı ve trafik sıkışıklığı sıkıntısı çekmektedir.

(iii)Çarşı ve hanlar gittikçe bozulmakta olup, hassas restorasyonların yapılması gereklidir. Tarihi eski şehir merkezi ve turizm için bu bozulma derecesi, tehlike sınırlarının ötesine geçmeden önce derhal harekete geçilmesi gerekmektedir.”

Kültür varlıklarını korumak bir takım mimari proje ve uygulamalar ile olmaktadır. Tekil yapılar, evler, hanlar, hamamlar vb., konular için bunlar çok ciddi ve hassas nitelik taşır ve olmazsa olmazdır. Sokakların korunması, sit alanlarının muhafazası vb. konular ise merkezden idare edilmek ile yetinilmeyecek durum ve niteliktedir, çok ve çok önemlidir. Korumanın iki ayağı vardır:“yapıları onarmak”;diğer ise yapıların bulunduğu “alanları doğru yönetmek”

Korumamız gerekiyor…

Koruma meselesi ülkelerin, şehirlerinin değerlerini ortaya çıkararak yarıştığı ve ekonomik girdiler elde ettiği bu çağda, iktisadi alan başta olmak üzere, çevre, tarih, kültürel miras konularını kapsamında almaktadır. Kültürel mirasın ise toplumların bilinç oluşumu alanında önemi büyüktür[5]. Zira bireylerin bilinçleri okudukları, duydukları ve öğrendikleri kadar, yaşadıkları mekânlar, gördükleri eserler ve hayatlarını sürdürdükleri ortamlarda gelişir ve şekil kazanır[6]. Koruma biraz da bilinç işidir, toplumun varlıkların kıymetini kavrayış düzeyi arttıkça, koruma olgusu yanı “onarma ve kullanma” durumu daha da gelişecektir. Peki, bu tahribat neden meydana gelmektedir?Bu kıymetli bir sorudur. Bunun bir çok cevabı olabilir. Ancak biz burada biraz da “yönetim/planlama” boyutu üzerinden meseleye bakacağız. Türkiye’de, tarihi alanların “kazı yönetimi” “sit alanlarının korunması” konusunda çok ciddi tedbirler alıp uyguladığı bir vakadır. “Yaşayan alanların” (hassaten kentsel sitlerin) yönetilmesi konusunda ise ancak son zamanlarda doğru adımlar atılmaya başlandığını söyleyebiliriz. Bunun en başat örneği de Alan Yönetimleridir…

Alan yönetimi

Alan yönetimi ören yerleri, sit alanları veetkileşim sahaları ile bağlantı noktalarının kamu kurum ve kuruluşları ile siviltoplum örgütlerinin koordinasyonunda sürdürülebilir bir yönetim planıçerçevesinde korunması ve değerlendirilmesini sağlamak, yönetim alanlarınınbelirlenmesi, geliştirilmesi, yönetim planlarının hazırlanması, onaylanması,uygulanması ve denetlenmesi ile alan yönetimini gerçekleştirmek üzere ortaya çıkan bir yönetim modelidir. Burada, ilgili alanları tespit edildikten sonra, bu alanların yönetilmesi, koordineli ve sürdürülebilir bir plan dahilinde geliştirilmesini ve ihtiyaçlarının karşılanması için ihdas olunmuştur. Temel nokta, tespit edilen alanın, korunmasının sürdürülebilirliğinin sağlanmasından ibarettir. Görevalacak danışma kurulu, alan başkanı, eşgüdüm ve denetleme kurulu, denetimbirimi ve anıt eser kurulunun görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesineilişkin usul ve esasları düzenlemektir.Nitekim, Yönetmelikte bu konudaki tanımlara yer verilmiştir( Alan Yön. m.4) [7].

Mevzuatımıza bakınca, tarihi eserlerin, mekânların ve yapıların korunmasında kabaca dört evre var. Bunlardan ilki tespit (alanların, taşınmazların, mekânların belirlenmesi ve tescili), ikinci olarak onarım (restorasyon projeleri ve uygulamaları), üçüncü olarak planlama (koruma amaçlı imar planı, çevre düzeni projeleri, alan tespitleri) ve son olarak da yönetim konusu bulunuyor. Yönetim konusunun mevzuattaki karşılığı “alan yönetimi” olarak ifade edilmektedir[8]-[9].

Alan yönetimi, fiziki olarak bir sınır ile çizili bir alanı kapsar ve fakat bu alan içinde tüm idari/yönetim yetkilerini içermez. Buna göre, içerdiği alan içinde, “alan yönetimine has yetkiler” kullanılabilecektir. Bu “özgülenmiş” yetkiler, sit alanları ve ören yerleriyle bağlantı noktalarının ve etkileşim alanlarının bir bütün olarak korunması, geliştirilmesi, yönetim planının hazırlanması,  onaylanması, planın uygulanması ve denetlenmesi gibi hususlardır. Buna göre, alan yönetimi için öncelikle ortada bir sit alanı veya ören yeri olmalıdır. Birçok ülke, bu alanlar için, kamu şirket modeli, kooperatif modeli ve kamu-özel sektör ortaklığı şeklinde modeller ile geliştirmiştir. Yönetim planı hazırlanırken ön planda tutulması gereken başat faktör alanın niteliği olduğu kadar, maliklerin hak ve hukukudur. Bunun öncelikle ele alınmasını da öngören bir yazım çağcıl bir gerekliliktir. Özellikle alan içinde bu kimselerin aidiyetini arttıran bir metin çıkarılması, korumanın bir getiri olduğunun da görülmesi adına mühim olabilecek bir koruma kültürü oluşturabilir. Ülkemizde, Bursa, İstanbul gibi yerlerde alan yönetimi vardır. Hatta İstanbul için özel düzenlemeler söz konusudur. Alan yönetimi korumanın onarım ve planlama dışında kalan fakat en önemli olan yönüdür. Her gün, idari otorite eksikliği ve kurumların birbirlerine görev atfetmesi nedeniyle, tarihi birçok yapının tahrip edildiği, anlamsız amaçlar ile kullanıldığını görüyoruz. Alan yönetimi, tüm unsurları ile korumanın idari boyutundaki boşluğu doldurması adına önemlidir. Koruma, merkezin irade buyurması ve yerelin buna ayak uydurması ile bir ivme kazanır. Bu anlamda, korunması gereken alanların “korunması yönünden” sağlam bir idari teşkilat öngörmek, siyasetin etkisinden uzak biçimde dizayn etmek ve oy kaygısından uzak bir politika belirlemek için, alan yönetiminin tekrar dizayn edilip, ülke sathına yayılması şarttır. Doğru finansman modeli, iyi bir yönetim ve hak ve hürriyete saygı ile ülkemize çok fayda getireceği de açıktır. Bu sebeple ciddi ve uygulanabilir, sade ve anlaşılır bir metin ele alınmalıdır.

Boğaziçi, Çanakkale, Kapadokya

Diğer ülkelerdeki düzenlemelere yer veren yazısında Dülger[10]; Alman eyaletlerinin bazılarının anayasalarında kültürün ve tarihi yapıların korunması hususun yer aldığını, Alman yasaları taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarını koruma altına aldığını, milli öneme sahip kültür varlıklarının listeler halinde belirlendiğini belirmektedir. Avusturya’da ise  kültür varlıkları konusunda tek bir yasa olmadığını ve birçok yasada farklı hükümler bulunduğu okumaktayız.  ABD’de tarihi siteleri ve kültürel değeri olan nesneleri koruyan çok sayıda yasa bulunduğunu bunun İngiltere ve Galler’de kültürel miras ve sanat eserlerin korunması konusunda da aynı olduğunun belirtildiğini söyleyebiliriz. İtalya’nın ise  kültür varlıklarını koruyan yasalar bakımından en eski ve kapsamlı yasalara sahip olan ülke olduğunu, Anayasası ve medeni kanununda ve İtalyan Kültür Mirası ve Tabiat Yasası (İKMTY), taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin düzenlemelerin olduğunu görmekteyiz. İspanya’da ise Milli Miras Yasası, kültür varlıkları hakkındaki temel düzenlemeyi içermektedir.

Yönetim konusunda özel düzenlemelerin de olduğu vakidir Örneğin Stonehenge Yönetmeliği[11], Washington DC Tarihi alanına ilişkin yasa[12]vb. Bazen, genel mevzuat, meselenin “tümel” biçimde ele alınmasına ve optimum yönetimine imkan vermeye bilir. Bu halde, miras alanlarının özel mevzuatla tanzim edilmesi kaçınılmaz olur.

Ülkemizde, Boğaziçi, Çanakkale veKapadokya alanları genel mevzuat disiplininden ayrılmış ve özel olarak düzenlenmiş alanlardır. Nitekim Boğaziçi Kanununun (2960 s.) İstanbul “Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir”. Benzer durum Çanakkale için de geçerlidir. 6546 s. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun’la Çanakkale deniz ve kara savaşlarının meydana geldiği Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanının tarihi, kültürel ve manevi değerleri ile doğal dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yönetimini sağlamak üzere Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı kurulmuştur.

Kapadokya Alanı Hakkında Kanununun (7174 s.)  gerekçesine baktığımızda, “eşsiz kültürel ve doğan güzellikleri bir arada barındıran, tarihi süreç içerisinde insanlığın gelişimine tanıklık eden ve ülke turizmine katkı sağlayan en önemli milli hazinelerimizdendir. Birbirini izleyen jeolojik olaylar neticesinde oluşan peri bacaları insan yaşamına konu olmuş ve bu sayede binlerce yıllık medeniyetin izlerini günümüze taşımıştır. Aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Listesinde de yer alan Kapadokya, turizmde sahip olduğu pay ile ülkemizin ekonomik gelişimi açısından da önemli bir yere sahiptir… Kapadokya Alanında halihazırda arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, milli park gibi birçok farklı koruma statüsü ve bu koruma statülerine ilişkin farklı mercilere tanınmış idari yetkiler bulunmaktadır. Bu durum ciddi bir yetki karmaşasına ve dolaysıyla bölge halkı ve yatırımcı açısından çok uzun ve ağır bürokratik süreçlerin yaşanmasına sebep olurken kaçak yapılaşma gün geçtikçe artmakta, bu eşsiz kültürel mirasımızı hak ettiği şekilde korumak ve turizm açısından hedeflenen başarıya ulaşmak mümkün olamamaktadır… Bu Kanun ile, Kapadokya’nın tarihi, kültürel ve doğal dokusunun birlikte korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve turizm potansiyelinin geliştirmesi, hedefleri doğrultusunda, alanı bütünsel bir bakış açısıyla ele alıp planlamak, kültürel ve doğal varlıklar bakımından farklı kurumlara ait planlama yetkilerini tek bir kurumda toplayarak bugüne kadar bu konuda yaşanan yetki karmaşasını ortadan kaldırmak, alanın ihtiyaçlarına kısa sürede etkin çözümler üretebilmek, gerektiğinde yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak için Kapodokya Alanının belirlenmesi ve bu Alanda yürütülecek iş ve işlemlerin düzenlenmesi amaçlanmaktadır.”

Kapodakya alanı hem tarihi, kültürel ve doğal özellikleri haiz bir alan. Bu kanunla, Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesi amacıyla  bir idare kurulmuştur. Bu idarenin başında bir başkan bulunmaktadır. Başkanlık; Başkan, İdari ve Teknik Başkan Yardımcıları ve hizmet birimlerinden oluşmakta, Başkanlık görevi Nevşehir Valisine bırakılmıştır. Kanunda, alanla ilgili cezai hükümler de bulunmaktadır Buna göre, Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunmasına ve yaşatılmasına yönelik alınan tedbirlere aykırı davranılması hâlinde veya Kapadokya Alanının mevcut durumunu bozmayan ve yapısal uygulamalar içermeyen konulara ilişkin belirlenecek tedbirlere aykırılık hâlinde idari para cezası Başkan tarafından tatbik edilebilecektir. Bu yapının bütçesi de kanunda düzenlemiştir. Alanı sınırları içerisindeki belediyeler, Ticaret ve Sanayi Odaları bir önceki yıl kesinleşmiş bütçe gelirlerinden en az yüzde bir oranında, idarece verilecek idari para cezalarından elde edilecek gelirler ve KTB  Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü bütçesinden aktarılacak tutarlar ile bir bütçe teşekkül ettirilmektedir[13].

İstanbul, Bursa ve Kayseri

Bu şehirler, yurdumuzun göz bebeği şehirlerdir. Hele İstanbul “şah-ı şehrin” olarak dizelerde yerini bulmuş, Napolyon Bonapart’ın  "Dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu" sözüyle her yönünü özetlediği şehir. Bursa ve Kayseri şehirleri de mühim şehirlerdir. Bu yerlerdeki “tarihi kapalı çarşıların” onarım ve imarı devlet tarafından bizzat yaptırılmış ve bu konuda  2082 sayılı İstanbul, Kayseri, Bursa Kapalı Çarşılarının Onarımı ve İmarı Hakkında Kanun çıkarılmıştır.  Bu alanların restorasyonu için “Anıtlar Yüksek Kurulunun” görüşü alınacağı ve yapılan onarım giderlerinin ilgili maliklerinden tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır, bu kanunla. Kanundaki “…malik veya kiracısı tarafından Bayındırlık Bakanlığınca belirtilen tarihte boşaltılmayan taşınmaz mallar hüküm istihsaline hacet kalmaksızın adı geçen bakanlığın icra dairesinden talebi üzerine usulü dairesinde geçici olarak boşaltılır. İtiraz ve şikayet boşaltmayı durdurmayacağı gibi yargı organlarına ihtiyati tedbir için müracaat edilemez. (m.7)” hükmü ise dikkat çekicidir.

“Kuzey Ankara”

Konumuz, özelinde özeli kanunlar. Duruma ve gereğe uygun olarak çıkarılan yukarda arz ettiğimiz “tarihi” ve/veya “doğal” alanlara dönük kanunların yanında, Ülkemizde, yeni bir yapılaşma için de özel kanun çıkarıldığı vakidir. Özel plandan, planlamadan ayrıdır bu dediğimiz, bir alana ilişkin özel kanun çıkarılmasıdır. Kanun tekniği açısında, yukarda saydıklarımızdan pek farklı değildir. “…Kuzey Ankara girişi ve çevresini kapsayan alanlarda kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi” amacıyla çıkarılan 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu. Kanun, ekli "Protokol Yolu Sınır Krokisi"nde gösterilen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi alan sınırları içindeki her tür ve ölçekteki plânlar, inşa edilecek resmî ve özel her türlü yapı, alt yapı ve sosyal donatı düzenlemeleri ve kamulaştırma işlemleri ile Projenin amacına uygun gerçekleştirilmesine” ilişkin esasları içeren, bir imar planının kanunlaştırılmış halidir adeta. Ve bu kapsamındaki proje, müşavirlik ve kontrollük hizmetleri İdare ve Belediye tarafından “özel hukuk hükümlerine göre” kurulacak veya iştirak edilecek şirkete bedeli karşılığında yaptırılabileceği düzenlemiştir. Bu bir yönetim modeli olarak da düşünülüp, geliştirilebilir bir fikirdir.

Urfa’ya özel bir düzenleme

Balıklıgöl - Eski Çarşı, Göbeklitepe ve Harran gibi önemli yerlere sahip Urfa ve benzeri şehirler için en azından Yönetmelik bazında dahi olsa özel düzenlemelere ihtiyaç vardır. Yukarda da arz ettiğimiz üzere, bu alanlara ilişkin “özel” bir alan yönetimi şarttır. Bunun modellemesi olarak da mevcut alan yönetmeliğindeki disiplinden ayrılarak “istişari” mahiyet terk edilip, alanların imarı izinlerinin, turizm planlarının, alandaki iş yerlerinin fonksiyonlandırılması ve sınıflandırılmasının yapılması, güvenlik düzeni ve imar planının (veya çevre düzeni projelerinin) bu özel alan yönetimi eliyle yapıldığı bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, 2019 yılı Göbeklitepe yılı olmasına rağmen, bu alanla ilgili mevzuat düzenlemesi yapılmamıştır. Oysa, bu alanın ayrıksı vasfı nedeniyle özel bir yönetim anlayışı ile dünyaya arz edilmesi mümkündür. Bu durum 2020’de “Patara” yılı ilan edilmesi sebebiyle bu yer için de geçerlidir. Bu durumda, mevcut yönetim mekanizmalarının üstünde ve fakat onlarla koordineli bir yapı ihdas olunmak gerekir. Zira, çoğu zaman Koruma Bölge Kurullarının kararlarının uygulanmadığı veya kurumlar arasındaki diyalogsuzluktan dolayı eksik uygulandığı vakidir.

Balıklıgöl-Eski Çarşı bölgesinde, araç ve yaya trafiğinin düzenlenmesinden tutunda, bu bölgede yapılacak ticaret ve türlerinin belirlenmesine, Balıklıgöl ve çevresindeki yapıların kamulaştırılmasına kadar, belirlenen alanın korunması ve turizme arzına kadar geçen süreci yönetecek ve karar verebilecek bir yapının olması şarttır. Kültür varlıklarının “korunması” tip mevzuat ve kurul kararları ile bir yere kadar “sürdürülebilir” olmakla beraber, bu alanların yönetimi ve turizme sunulması daha ciddi ve yeknasak yapılar ile mümkündür. Bu anlamda, Belirttiğimiz AB Projesindeki temel hedefleri dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Buna göre “Şanlıurfa Eski Çarşılarının ve Tarihi Hanlarının Yeniden Canlandırılması Projesi ile ilgili dört temel hedef ve faaliyet şunlardır: 1. Eski Çarşı ve Hanların planlama, yönetim ve organizasyonunu güçlendirmek. 2. Eski Çarşı ve hanların işletmesini etkileyen yönetişim, kural ve yönetmelikleri güçlendirmek. 3. Tarihi mirasın restorasyonu ve turizm altyapısının iyileştirilmesine yönelik bir plan geliştirmek ve uygulamak.” Bu bahsettiğimiz “mevzuat” sürecinin ve öngörülebilir yapılanmanın ilk bölümüne ilişkindir.

Modelin yönetiminde ise bizce şu üç hususa dikkat edilmesi gerekmektedir:

1.Siyasi gündemden uzak ve alan ile ilgili bilgisi olanlardan müteşekkili bir danışma organı,

2.Yerel ve merkezi idarenin temsilcilerinin bulunduğu bir icra organı ve nihayet

3.Alanı yönetmek konusunda yetkili bir  başkan. 

Teşekkül edecek yapının, “devlet resmiyeti” içinde olmaması daha da yerinde olacaktır. Bu tip yapıların teşekkülünde, “Vakıf-Şirket Modeli”, “Dernek-İşletme Modeli”, “Kooperatif-STK Platform Modelleri” ve “Birlik Modeli”  olarak nitelediğim yapıların da teşekkül ettirilmesi mümkündür. Bu tür görevler, prestij için yapılmalı ve topluma kanaat olarak bir şeyler verebilecek kimselerce icra edilmek durumdadır.

Bu bağlamda önerimiz bu yukarda özce belirttiğimiz ve detayları hakkında uzunca metinler üretebileceğimiz yapılardan birisi üzerinde yoğunlaşmalıdır. Bu modellerin, belirli yoğunlukta kültür (ve/veya tabiat) varlığı barındıran tüm kentler için ortaya konulması gerekmektedir. Bu yazı özelinde söylemek gerekirse, Şanlıurfa’daki belli başlı ziyaretçi cazibe yerleri  “UNESCO Dünya Mirası Alanı – Göbeklitepe”, “Balıklıgöl, Halilülrahman külliyesi”, “Eski şehir çarşıları”, “Eski şehirdeki sokalar ve binalar”, “Eski şehirdeki camiler, kiliseler ve manastırlar”, “Harran” “Eski Halfeti”, “Hz. Eyüp Kuyusu ve Mağarası (Eyyüp Peygamber)”, “Harran'ın Doğusuna doğru, Bazda Mağaraları”“Hz. Şuayib Şehri, Soğmatar, Senemağar ve Hz. Eyüp’ün kabri” “Birecik ve Atatürk Barajı/Gölü, “Takoran Vadisi”gibi kültür ve tabiat varlıklarına sahip olan bir ilde Göbeklitepe ve Balıklıgöl-Çevresinden başlamak üzere, adım adım büyüyecek “özel bir yönetime” ihtiyaç vardır. Bu mevcut koruma disiplinine daha güçlü bir ivme katacaktır. Bizce bu konu Urfa’nın önde gelen isimleri ve özellikle tüm siyasileri için bir “ödev” olmak durumdadır[14].

Netice

Şanlıurfa’nın büyükşehir olması sebebiyle, belirttiğimiz şehir içinde kalan ve “Balıklıgöl ve Çevresi” olarak niteleyebileceğimiz genişçe alan esasen koruma amaçlı imar planının içinde kalan alanlar olarak da ele alınabilir. Dar anlamda “Balıklıgöl ve Çevresi olan bu alan, aslında geniş ve yoğun bir tarihi sit alanıdır. Daha teknik ifadesi ile “kentsel sit” olarak karşımıza çıkmaktadır[15].

Balıkgöl ve çevresindeBüyükşehir belediyesinin, ilçe belediyelerinin ve Valiliğin çalışması ve katkı sunması gerçekten takdire şayandır. İşin doğası gereği (çoğu zaman çözülmekle beraber) kurumlar arasında bazen yetki karmaşası çıkmaktadır. Hali hazırda, “ortak bir akılla” yılla sari biçimde bir vakıf üzerinden çalışmalar “Balıklıgöl” ile kapsamlı kalmak kaydı ile koordine ediliyor olsa da, Hanlar Bölgesi ve sonrasındaki yerleşim sahalarına uzanan alanla ilgili “tarihi alanın yönetimi” konusunda “imar ve koruma” başlıkları dışında bir yapı bulunmamaktadır. Oysa, sahanın külliyen korunması ve bu alandaki hukuka aykırılıklara tek elden ve doğrudan müdahale edilmesi şarttır. Zira gün geçtikçe artan tahribat ve tarihi eserlere verilen zararlar artmaktadır. Bu da idarelerin ortaya koydukları, sağlamlaştırmak, restorasyon, sağlıklaştırmavb faaliyetlere zarar vermekte, bütünlüğü bozmaktadır. Bu alan içinde siyaseten bazı hususların görmezden gelinmesi veya bürokrasinin ağır işlemesi sebebiyle “zarar oluştuktan sonra” müdahale etme tarzı yaygın biçimde varlığını sürdürmektedir. Bu alanın, Koruma Kurulunun verdiği kararlar çerçevesinde ve yine teşekkül ettirilecek alan yönetiminin etkin-icrai fonksiyonu ile takibi ve yönetilmesi, Urfa’daki bir çok husustan mühimdir. Alanın bütünlüklü yönetimi için “Urfa Alan Yönetimi Hakkında Kanun” çalışması yapılması gerekir. Pek tabii olarak bu bir anda olmaz. Önce, yönetmelikle düzenlenmiş alan yönetimi, sonra Kapodakya’daki gibi bir yaklaşım ve sonrasında Urfa’ya özgü bir çalışma gerekmektedir. Bu hukuki açıdan mühimdir. Konunun gerçek uzmanları ile birlikte teşekkül ettiği bir istişari heyetinde sürece dahil edildiği biçimde yönetilmesi şarttır. Bu kapsamda başlatılan çalışmalar da çok yerindedir. Ancak bu konular daha fazla kimse ile istişare edilmeyi gerektirir…

Turizm için evvela mevcut korunmak zorundadır. Urfa, varlıkları yükü, sayısı ve niteliği itibarıyla “tip mevzuat” ile korunma vasfını aşmış mahiyettedir. Bu konuda özel bir düzenleme, bu mirasın gelecek nesillere aktarılması için gereklidir. Umarım ki, 100 yılda yitenler kadar önümüzdeki asırda da eser kaybedersek, emanetten geriye bir şey kalmayacağını idrak etmişizdir. Bu meselede herkes elini taşın altına koymalıdır.

 

[1] ÖZME, Adil; “Günümüze Ulaşmayıp Yayın ve Arşiv Kaynaklarından Saptanan  Ruha (Urfa) Hanları Üzerine Bir Bakış”, Sanat Tarihi Dergisi Sayı: XV/1 Nisan:2006, s.97-111

[2] Şanlıurfa Koruma Amaçlı İmar Planı ve Kentsel Tasarım Projesi, (Plan Açıklama Raporu, Yönetsel Plan ve Plan Uygulama Hükümleri) s.5 (Bundan sonra kısaca; “Urfa KAİP Rap.” )

[3] Urfa KAİP Rap. s.7

[4] Bu konuda detaylı ve istatistiksel veriler içeren şu rapora bakınız: “Şanlıurfa’da Tarih Yeniden Canlanıyor Projesi” EuropeAid/136042/IH/SER/TR- TR07R1.38-04/001, Sürdürülebilir Turizm Politikası Ve Stratejik Eylem Çerçevesi, Şanlıurfa Turizm Master Planı 2019-2023, Vizyon 203

[5] Bu konuda şu yazılara bakabilirsiniz: ALTIPARMAK, Cüneyd, Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları (KUDEB), İstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 93, Sayı: 3, Yıl: 2019 s.228 vd, ALTIPARMAK, Cüneyd., Taşınmaz Kültür Varlıkları Hukuku Yönünden Koruma Amaçlı İmar Planları, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 13, Sayı: 143, Temmuz 2018, Sayfa: 63-80

[6] Ülkemizde “koruma” konusunun mevzuat bağlamında gelişimi hakkında detaylı bilgi için bkz: KEJANLI, D.Türkan / AKIN, Can Tuncay / YILMAZ, Aysel  Türkiye’de Koruma Yasalarının Tarihsel Gelişimi Üzerine Bir İnceleme, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi www.e-sosder.com ISSN:1304-0278 Kış -2007 C.6 S.19 (179-196) Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi www.e-sosder.com ISSN:1304-0278 Kış -2007 C.6 S.19 (179-196) (İnternet: http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423879320.pdf , ET:13.04.2018)

[7] Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (Alan Yön.)

[8] Bu konuda detaylı olarak düşüncelerimizi paylaştığımız yazı için bakınız: ALTIPARMAK, Cüneyd, “Türkiye’de Alan Yönetimi Açmazları ve Öneriler” Aktüel Arkeoloji Dergisi, Mart-Nisan,2020, s.26-33.

[9] Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanun m.3/a-10

[10]  Detaylı bilgi için bkz. DÜLGER, Murat Volkan, “Kültür Varlıklarının ve Sanat Eserlerinin Hukuki Açıdan Korunması”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (1), 2014; 107-161

[13] Burada özce verdiğimiz Kapadokya Alan Yönetimi için Bkz. 7174 s. Kanun, 38 s.CBK, Alan Başkanlığı ve Personel Yönetmeliklerine.

[14] Bu konuda ayrıca bakınız: ALTIPARMAK, Bekir Cenap, Şanlıurfa Kentsel Sitine Mevcut Değerlerin Korunması ve Turizme Yönelik Çözüm Önerileri, Mimar Sinan Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, 2011-İstanbul.

[15]Bu konuda, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesince hazırlanan “Balıklıgöl Alan Yönetim Planı Nihai Rapor (2019 – 2023)” başlıklı çalışmaya bakılmasında fayda vardır. Çalışmanın sınırı “Bu kapsamda; Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi başta Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda Yönetim Alanını; Balıklıgöl Havzası, Hanlar Bölgesi, Urfa Kalesi çevresi ve Kızılkoyun Kaya Mezarları Kazı Bölgesi olarak, Bağlantı Noktası olarak ise Eyyüp Peygamber Makamı belirlenmiştir” şeklinde belirtilmiştir. Bu bizim düşündüğümüz alandan daha küçük bir alandır. Ve fakat, çalışmanın bu bağlamda ciddi bir altlık oluşturacağını da belirtmek isteriz.

AJANS URFA

banner213
Yorumlar (6)
Kerim 12 ay önce
Güzel toplanmış bilgiler var. Avukat plarak bu kadar yazılır gerisi uzmanların işi.
Hemo 12 ay önce
Bu yazdiklariniz veya gordukleriniz ya gormediklerimiz MeselA nemrud harabeleri suayp sehri ama size birsey diyecegim bunu yapmamiz icin ilk once turizm il md ve brokatlsrin hepsini turizm veya yuksek doktora yapmis olmalari gereki adamlar sanat ve tarihden anlasinlar urfa bir mardin kadar bile olamiyor neden gidin bir bakiniz eski sehri nasil korumuslar bizim gobekli tepeye ise araba park alani beton devam nerde tarih nerde sit alaniydi harran eski evlerine gidin pislikten gecilmiyor sozum ona ilcemis bir konteyner cop alani bile yok o guzelim yerde...heryneyse otur rant devam
Şükrü 12 ay önce
Çok güzel bir yazı...
Selim 12 ay önce
Yeni bir şey söyleyen bir yazı olmuş tebrikler
Kerim 12 ay önce
Vasat bir yazı ordan burdan aşırıp yazılmiş.kendi pr çalışmasını yapmış enaniyet kokan bir yazı
29°
açık
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 17 Eylül 2021
İmsak 04:39
Güneş 06:00
Öğle 12:25
İkindi 15:56
Akşam 18:41
Yatsı 19:56
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 4 10
2. Trabzonspor 4 10
3. Fenerbahçe 4 10
4. Konyaspor 4 10
5. Galatasaray 4 8
6. Hatayspor 4 7
7. Karagümrük 4 7
8. Kayserispor 4 7
9. Altay 4 6
10. Malatyaspor 4 6
11. Alanyaspor 4 6
12. Göztepe 4 5
13. Kasımpaşa 4 5
14. Gaziantep FK 4 4
15. Antalyaspor 4 4
16. Sivasspor 4 2
17. Adana Demirspor 4 2
18. Rizespor 4 1
19. Başakşehir 4 0
20. Giresunspor 4 0
Takımlar O P
1. Ümraniye 5 15
2. Eyüpspor 5 12
3. Ankaragücü 5 11
4. Tuzlaspor 4 10
5. Manisa FK 5 9
6. Erzurumspor 5 9
7. Kocaelispor 5 7
8. Boluspor 4 6
9. Samsunspor 4 6
10. Bandırmaspor 5 6
11. Denizlispor 5 6
12. Menemenspor 5 6
13. Adanaspor 5 5
14. Bursaspor 5 4
15. Ankara Keçiörengücü 5 4
16. Altınordu 5 4
17. Gençlerbirliği 5 4
18. İstanbulspor 4 3
19. Balıkesirspor 4 3
Takımlar O P
1. M. United 4 10
2. Chelsea 4 10
3. Liverpool 4 10
4. Everton 4 10
5. Man City 4 9
6. Brighton 4 9
7. Tottenham 4 9
8. West Ham 4 8
9. Leicester City 4 6
10. Brentford 4 5
11. Crystal Palace 4 5
12. Aston Villa 4 4
13. Wolverhampton 4 3
14. Southampton 4 3
15. Watford 4 3
16. Arsenal 4 3
17. Leeds United 4 2
18. Burnley 4 1
19. Newcastle 4 1
20. Norwich City 4 0
Takımlar O P
1. Real Madrid 4 10
2. Valencia 4 10
3. Atletico Madrid 4 10
4. Real Sociedad 4 9
5. Athletic Bilbao 4 8
6. Sevilla 3 7
7. Barcelona 3 7
8. Mallorca 4 7
9. Real Betis 4 5
10. Elche 4 5
11. Osasuna 4 5
12. Rayo Vallecano 4 4
13. Villarreal 3 3
14. Levante 4 3
15. Espanyol 4 2
16. Cádiz 4 2
17. Granada 4 2
18. Celta de Vigo 4 1
19. Getafe 4 0
20. Deportivo Alaves 3 0