banner114

banner87

Dolmabahçe'de son 10 gün

Bugün 10 Kasım. Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 78. yılında Dolmabahçe’de yaşadığı son 10 günü Yrd. Doç. Dr. Hayrünisa Alp anlattı.

banner100
Gündem 10.11.2016, 06:37 10.11.2016, 06:37
Dolmabahçe'de son 10 gün

O 57 yıllık hayatına bir milletin kurtuluşunu ve yeniden doğuşunu sığdırabilen koca yürekli bir adamdı. Bir ulusun var olma mücadelesindeki tüm cephelerde en önde yer aldı, yaptığı devrimlerle ülkede bir devri yeniden başlattı.

Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi hayatının önüne aldığı milletinden ayrılışının 78. yılında O’nu saygıyla anarken, Dolmabahçe Sarayı’nda geçirdiği son 10 günde yaşadıklarını İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nden Yrd. Doç. Dr. Hayrünisa Alp ile sarayın bahçesinde anlattı. 

Ömrünün önemli bir kısmını savaşlarda cephede geçirmiş biri olarak, Trablusgarp’tan Milli Mücadele’nin sonuna kadar geçen sürecin ardından 1923-1938 yılları arasında siyasi hayat Atatürk’ü çok yıpratmıştı. Zaman zaman bozulan sağlığı 1937 yılı sonlarına doğru iyice bozulmaya başlamış ardından da toparlanamamış daha kötüye gitmişti.

 

İLK MUAYENE VE TEŞHİS

1938 yılı başlarında, bacaklarında oluşan bir kaşıntıdan yakınarak kaplıcalarda tedavi olacağı düşüncesiyle Yalova’ya giden Mustafa Kemal’i kaplıca doktoruDr. Nihat Reşat Belger muayene etmişti. Dr. Belger muayene sonucu Ata’nın karaciğerinin büyümüş ve sertleşmiş olduğunu tespit etti.

Kısa süre içinde yerli ve yabancı doktorlar da Gazi’yi muayene etti ve hastalığına siroz teşhisi konuldu. Bundan sonra yapması gereken doktorların dediği gibi dinlenmek ve diyetine dikkat etmekti.

Fakat Atatürk’ün kendi hayatının bile önünde tuttuğu bir şey vardı ki vatan ve milletin geleceği. Bu nedenle Atatürk, kendisini iyi hisseder hissetmez yeniden çalışmaya başlayarak, savaşın eşiğindeki dünyanın sorunlarına ve daha da önemlisi kafasını meşgul eden Hatay meselesine yoğunlaşmıştı.

 

HATAY, SON GÖREVİYDİ

Hatay’ın özerkliği sağlanmıştı. Ancak Milletler Cemiyeti’nin bölgede yaptığı sayımda Türkler azınlıkta, Arap ve Ermenilerse çoğunlukta gösteriliyordu. Antakya’da Türklerin yaptığı bir mitingle bu durum protesto edilerek Fransa üzerinde bir baskı unsuru oluşturmak hedeflenmişti.

Atatürk hastalığına bakmadan Ankara’da katıldığı 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının ardından Mersin’e gitmek üzere tren yolculuğu yapmıştı. Buradaki yoğun programın ve bunaltıcı sıcağın da etkisiyle hastalığı daha da ilerlemişti.

Hatay bundan bir yıl sonra anavatana katılacak, Atatürk, milletine karşı son görevini de yerine getirmiş olacaktı. 29 Ekim’den 7 Kasım’a dek Atatürk son 10 günde hastalıkla mücadele etmiş 8 Kasım’da son büyük komasıyla sessizliğe bürünmüştü.

 

‘AH. ANKARA’YA GİDEMEDİK!’

29 Ekim 1938’de Paris’ten getirilen Dr. Fissenger’in muayenesinde hastalığın biraz daha ilerlemiş olduğu anlaşılmıştı. Bu arada Cumhuriyet’in 15. yıl kutlamaları için Atatürk Ankara’daki kutlamalara katılmak istiyordu. 

Ankara Hipodromu’ndaki törenler öncesinde Celal Bayar, Ata’nın orduya mesajını okurken, O, sarayda hasta yatağında Salih Bozok’a durup durup, “Ah Ankara’ya gidemedik...” diye yakınıyordu.

 

BAYRAM VE GÖZYAŞI...

Akşam olunca havai fişekler gökyüzünü inletmeye başladı. Atatürk sofracı Kamil’e gürültüleri sordu. O da ‘Gök gürlüyor Paşam’ dedi ama Gazi inanır mı? ‘Hadi enayi’ diye yanıt verdi. O sırada hiç beklenmedik bir şey oldu. 29 Ekim törenlerinden dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini taşıyan vapur Dolmabahçe önünden geçiyordu.

“Atamızı görmek istiyoruz” diye bağıran öğrenciler ardından da İstiklal Marşı’nı ve 10. Yıl Marşı’nı söylemeye başladılar. Silah arkadaşı Kılıç Ali, hemen pencereye koştu. Arkasına baktığında yatağında doğrulmuş, oturuyordu Paşa. Yanındakiler, Atatürk’ün ilk kez o gün ağladığını gördüler. 

Hastalığından kutlamalara gidemeyen Atatürk, kendi adına yapılacak konuşmaya “Büyük Meclis’e, gireceği bütün işlerde başarılar dilerim” sözünü eklemiş, bu sözler millete söylediği son sözleri olmuştu.

banner85
 

5 KASIM’DA VEDALAŞTILAR

Atatürk 29 Ekim’den 7 Kasım’a kadarki 10 günü yarı uyur, yarı uyanık vaziyette geçirdi. Genellikle kendinde değildi. Uyku arasında bazı kelimeleri belli belirsiz tekrar ediyor, ayıldıkça da süt, pirinç suyu ve meyve sularından oluşan mönüden yemeye çalışıyordu. O günlerde canı enginar yemeği istedi. 

Fakat o zaman İstanbul’da enginar bulunmadığından Hatay’a ısmarlandı. Enginarlar geldiğinde o derin bir uykudaydı. Yemek kısmet olmadı. 5 Kasım Cumartesi kendine gelir gibi olunca başucundaki Makbule Hanım, Afet Hanım ve Sabiha Hanım, ince, kemikli elini son kez öperek O’nunla vedalaştılar.

 

7 KASIM’DA AĞIRLAŞTI

5 Kasım’dan 6 Kasım’a dek ara ara rahatsızlığı artan Paşa 7 Kasım’da ağırlaşmıştı. Karnındaki su iyice artmış, göğsüne ve kalbine baskı yapıyordu. Sonunda 7 Kasım Pazartesi sabahı sırt üstü yatarken kanlı tükürmeye başladı. Hemen doktorlar geldi. Atatürk, Nihat Reşat Belger’e “Doktor, karnımdan suyu çekmek zamanı geldi” dedi. 

Emir üzerine Belger, Atatürk’ün karnından 6 litrelik su çekmişti. Bu operasyondan sonra Atatürk’ün ateşi hafif yükseldi. Fakat rahatlamıştı. Akşam 20.00’den gece yarısına kadar sakin uyudu. Geceyarısı uyandı. 8 Kasım’a girilirken kendini bilmiyordu.

 

SON 24 SAAT

9 Kasım Çarşamba sabahı Atatürk’te adale kasılmalarıyla istenç dışı hareketler görüldü. Bunun üzerine bromürlü lavman yapıldı. Bu hareketler azaldı. Bir ara sık sık öksürdü. Terledi. Öğle üzeri saat 11.00’den sonra 3 dakika süreyle oksijen verildi.

Akşama doğru Atatürk yeni bir komaya girdi. Gözbebekleri ışığa cevap verse de artık refleks alınamıyordu. Başucundaki doktorlar Müşahede Defteri’ne ‘Agoni’ diye not düştüler.” Agoni”, “can çekişme” demekti. 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece oldukça zor geçti.

Atatürk’e kısa aralıklarla oksijen verildi. Şafak doğarken sarayın dışında İstanbul, hüzünlü bir sabaha hazırlanıyordu. Saat 08.00’de Dr. Mehmet Kâmil Berk ve Dr. Nihat Reşat Belger, Atatürk’e glikozlu serum verdi. 

Saat 09.00 olduğunda göğsü hızla inip çıkmaya başladı. Artık son 5 dakikasına gözleri kapalı giriyordu. Dışarıda bütün bir ulus, endişe içinde radyo basında bekliyordu. Savarona, son bir saygı duruşu için Dolmabahçe önüne demirlemişti.

İçeride saray tam bir sessizliğe gömülmüştü. Saat 9’u 5 geçtiğinde dünya sessizleşmiş, uzun bir mateme bürünülmüştü. Atatürk’ün Yaveri Salih Bozok, şuursuzca sarayın merdivenlerinden aşağı koştu. Alt katta boş bulduğu bir odaya dalıp kapıyı kapattı. Az sonra içeriden tek el silah sesi duyuldu.

Sesi duyup odaya koşanlar içeride onu kanlar içinde buldular. Tabancasındankalbine sıktığı bir kurşunla devrilmişti... Ata’yı yaveri yalnız bırakmamıştı. Dostlukları ebediyete intikal etmiş, Ata son yolculuğuna çıkmak üzere aramızdan ayrılmıştı. Milletinden beden olarak ayrılsa da kalplerde hep yaşayacaktı...

 

SON SÖZÜ ‘ALEYKÜMSELAM’ OLDU

Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak anısında şöyle anlatıyor: “8 Kasım’da gıda olarak saat 06.00’da altı kaşık sütlü kahve, 08.30’da beş kaşık sütlü çay, 11.00’de bir miktar yulaf unundan poriç, 13.00’te altı kaşık süt, 15.10’da biraz çorba ve 17.15’te dört kaşık elma suyu almıştı. Saat 18.35’te telefonla fenalaştığını bildirdiler.

Prof. Neşet Ömer İrdelp kendisine yine bir taraftan bazı ilaçlar enjekte etmeye, bir taraftan da buz parçaları yutturmaya başladılar.’ İrdelp, Atatürk’e yanaşıp: ‘Dilinizi çıkarır mısınız efendim?’ dedi ama söyleneni anlamıyordu. Başını sağa çevirerek İrdelp’e baktı ve ’Aleykümselam’ dedi. Son sözü bu oldu. 

8 Kasım Salı akşamı saat 19.00’da, yani dördüncü ponksiyondan tam 30 saat sonra Atatürk son sözünü söyledi ve ikinci ağır komaya girdi. Bu komadan bir daha çıkamayacaktı.”

Mustafa Kemal Atatürk için ülkenin dört bir yanında törenler düzenlendi.

Türk halkı Ulu Önder’i son yolculuğuna gözyaşları içinde uğurladı.

(Kaynak: Nagihan Alan/Gazete Habertürk)

banner53
Yorumlar (0)
banner123
18°
açık
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 05 Haziran 2020
İmsak 03:14
Güneş 04:58
Öğle 12:28
İkindi 16:19
Akşam 19:49
Yatsı 21:25
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20