banner226

banner184

banner69

banner84

banner225

banner175

27.11.2019, 10:59

ALMAN EKOLU, GOTHE VE URFAUST GERÇEĞİ…

Urfa tarih boyunca, gelmiş geçmiş iki büyük imparatorluğun güç alanı, iki büyük imparatorluğun güreş meydanı olmuştur.

Hangi iki güç?

Tabi ki Roma ve Pers imparatorluğu…

Tarihin yaza yaza tüketemediği, öve öve bitiremediği iki büyük uygarlık.

Tarihin o dönemlerinde bu iki imparatorluğun tampon bölgesi olan Urfa, son noktası Fırat Nehri…

Tarih bakarsanız tekerrürlerle doludur!

Zaman değişir, mekân değişir, ama donup dolaşıp yine başa döner!

Almanların Urfa’ya karşı olan sevgisi, muhabbetti, aşkı, hasreti, harareti, özel ilgi ve alakası yoğun olarak 19 yy. ortalarına denk düşse de…

Uygarlığın beşiği Mezopotamya’nın bir parçası olan Urfa (antik Edessa) tarihin her dönemde Batılıların yakın ilgisine mazhar olmuştur.

Bunun belki de en büyük nedeni, Hıristiyanlık dünyasında Urfa’nın farklı bir yere, haklı bir şöhrete sahip olmasıdır.

Bu farklılık Peygamber İsa/Mesih’in şehri mesh etmesinden, kutsamasından kaynaklanmaktadır.

Bundan dolayı çoğu Batılı gezginler “Blessed City” olan Urfa’yı, tarihin hemen hemen her döneminde ziyaret etmişler gezi rotalarının odak noktalarına bu şehri yerleştirmişlerdir.

Batıdan-Doğuya seyahatte çıkan seyyahlar, Fırat’ı salla, kelekle geçip Urfa topraklarına ayak basmışlar ve ilk mırıldandıkları kelime:

“Welcome Mesopotamia! Oiel Urfa! Oley Urfa!”olmuştur!

Almanların bize karşı olan bu muhabbetti, bu sevgisi, elbette ki boşuna değildir. Temel amaçları, İngiliz ve Fransız ekollerine karşı, kendi ekollerini bölgemizde yerleşik hale getirmek, bölgemizde birinci derecede söz sahibi olmak.

Dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı Devleti’nin 19. yy. ve 20. yy başlarında çöküşü sürecinde, sonrasında yeniden şekillenecek olan Ortadoğu haritasında daha fazla söz sahibi olmak isteyen devletler, arkeoloji ilmini keşfetmişler bu sayede emellerine daha kolay bir şekilde ulaşmışlar. Geliştirdikleri Arkeoloji kılıfıyla casuslarını Ortadoğu’nun her karış toprağına salmışlar, bu sayede Ortadoğu’nun şifrelerinin kısa süre içersinde çözmüşler.

Mesela dünya tanına bilinen en meşhur casus olan Lawrens ve Dişi Lawrens diye de adlandırılan Gertruda Bell bu dönemin en önemli iki figürüdür, iki ürünüdür.

Bu iki casusta İngiliz uyrukludur.

Böylece casus arkeologlar savaşında üstünlük Ortadoğu’da İngilizlerin eline geçmiş. Görünüşte birbirlerine dost gibi görünen Batı ülkeler, iş menfaate ve paylaşıma geldiğinde, birbirileriyle kıyasıya bir mücadele içeresine girmişlerdir.

Her üç ülkede, yani İngiliz, Fransız, Alman’lar kendi ekollerini Ortadoğu coğrafyasının derinliklerine işlemeye halen de devam ediyorlar. Taa ki, İngiliz ve Fransızların Almanlara üstünlük sağlayıp, Ortadoğu’yu kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye başlayıncaya kadar bu mücadele sürdü halen de sürmeye devam etmektedir.

Ortadoğu Batılılar için tarihin her dönemde egzotik bir yer olmuştur.

Batılı Oryantalistler;

Doğunun, ezoterik, egzotik ve mistik havasını kendi bakış açılarıyla,

kitap, resim veya bir sanat eserine dönüştürüp toplumlarına sunmuşlardır, hem de abartılı bir şekilde hatta birçok sanatçı seyahate gitmediği Doğu’yu zihninde oluşturduğu bin bir gece masallarının havasıyla eserlerine yansıtmışlardır.

1. Dünya savaşında bizimle aynı saflarda savaşan, bizimle dost ve müttefik olan Almanlar, bir yerde Fransız ve İngiliz güçlerinin bu bölgedeki varlığını azaltmak, güçlerini kırmak için belki de bu yolu seçmişlerdir.

İşte bunlardan en önemlisi ise Hicaz Demiryolu projesidir.

Osmanlı projesinin, Almanlar tarafından bir şekilde finanse edilmesikısmen uygulanması, bu gücün bir parçasıydı.

Frenklerin, “kutsal savaşlar” olarak adlandırdıkları Haçlı Seferlerin de ilk olarak ele geçirdikleri ve kontluk kurdukları yer yine Urfa’ idi.

Kudüs’ü Müslümanlardan kurtarmaya giderken güzergâha Urfa’yı yerleştirmelerinin asıl nedeni de;

Urfa’nın Hıristiyanlık dünyası açısından önemi kutsal bir misyonun olmasından kaynaklanmaktaydı.

1. Haçlı seferinde Frenklerin Urfa’yı almaları burada küçük bir devlet (devletçik) kurmaları, haçlıları hem moral açısından motive etmiş hem de Kudüssü ve Antakya’yı da zapt etmelerine neden olmuştur.

Yine Urfa (Edessa) Frenk kontlarının, diğer kontluklar içeresinde ayrıcalıklı bir konumları olmuş, buranın ilk kurulan Latin devleti olmasından dolayı da peş peşe Kudüs de taç giyip “Kudüs Kralı” olmalarının nünü açmıştır.

Bu ayrıcalıklı durum Urfa’nın Fransızların gözünde ne denile önemli bir yere sahip olduğunun da en açık bir ifadesidir.

Yine 1920 yılında Fransızların Urfa’yı işgal etmelerinin altında yatan asıl psikolojik nedeninde, bin yıl önce yarım kalan hesabın bu şekilde görülmesidir.

Yani Urfa Haçlı kontluğunun kurulmasından yaklaşık bin yıl sonra, Fransızların yeniden Urfa kapılarına dayanmalarının altında yatan asıl neden de bu psikoloji olmalıdır.

Yaklaşık 50 yıl kadar devletçik kurdukları dört Kont değiştirdikleri Edessa’ya yeniden sahip olmak!

Fransızlar o sıralar Osmanlı İmparatorluğunun saflarında savaşan Almanlara şu mesajı vermek istemişlerdir:

Buralar bizim! Biz bin yıl önce dahi burada devlet kurmuş bir milletiz! Kutsal şövalyelerimizin ruhu halen burada dipdiri duruyor!

Her ne kadar bin yıl önce sizinle bu kutsal savaşa çıkıp omuz omuza çarpıştıksa da buranın gerçek mirasçıları bizleriz.

Buralar bizim topraklarımızdır!

Buradaki faaliyetlerinize izin vermemiz mümkün değil, bizi burada yok sayıp bize üstünlük sağlamanız mümkün değildir”

Zaten Fransızlar bu tezden yola çıkarak daha önce şehri işgal eden İngilizlerden, Urfa’yı teslim almışlardı. 

Urfa 19 yy sonlarında, 20 yy başlarında yoğun olarak İngiliz, Fransız ve Almanların egemenlik sahasının içeresinde bir güç paylaşım alanı olmuştur.

Fransızların Ermenilere destek vermesine karşın, Almanlar, Osmanlı devletinin müttefiki olmuşlar, Urfa’da ki Ermeni mahallesini başında bir Alman Generalin olduğu kuvvetlerce topa tutulmuştur.

Şu an da bile bölgemizde ki yatırımların, kültürel faaliyetler ve projelerin, arkeolojik kazıların, odak noktasında yine İngiliz, Fransız ve Alman kurum ve kuruluşlar bulunmakta.

Bu güç gösterisi günümüzde halen kendini farklı alanlarda ama farklı şekillerde göstermektedir.

Mesela Atatürk Barajı antik yerleşim yerlerini kurtarma kazılarını Alman arkeologları yapmışlardır.

Yine günümüzde Göbekli tepe de ki kazıları yapan ve bu kazılara maddi destek veren Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman vatandaşı merhum KlausSchmit’in olması elbette ki tesadüfî değildir tıpkı yüz yıl önceki gibi...

Demem odur ki Almanların Urfa’da hem Fransızların hem de İngilizlerin varlığını engelleme anlamında göstermiş oldukları çabalar, uzun bir geçmişin ürünüdür.

Kim bilir beklide, İki yüzyıla yakın bir zamandır Doğu da aradıkları atalarının iziUrfa’dadır.

Göbekli tepe Kazılarında ortaya çıkan eserlerin Almanya’da sık sık sergilenmesi Almanların yoğun ilgi göstermesi bunun bir sonucudur.

Yine geçmişte Kültür Bakanlığı ile Goethe Enstitüsü ve Alman Kültür Bakanlığının ortak bir proje hazırladılar ve hayata geçirdiler, projenin amacı iki ülkenin yazarları aracılığıyla bir dostluk köprüsü kurmaktı. İşte bu amaçla her iki ülkeden on yazarın önceden belirlenmiş olan Türkiye de ki illerde gezmeleri ve bunu makale şeklinde çeşitli yayınlarda kullanmaları istenmişti belirlenen bu on il içeresindeUrfa’nın olması da tesadüf değildir.

Yine, benim degeçmişte Belediye sergi salonunda gördüğüm Alman sanatçı Matti’nin Almanya Köln’de Özurfa sergisi açması, Özurfa adında bir kitap çalışması yapması bu gayretlerin ve çabaların bir sonucudur.

Almanların çalışma sahası olarak Urfa’yı seçmeleri birer tesadüfler zincirinin halkaları değildir.

Velhasıl kelam bu AlmanlarUrfa’yı seviyor (!)

Alman bağı,

Alman çeşmesi,

Alman hastanesi,

Alman……………………

Galiba bizlerde bu Almanları seviyoruz!

Yorumlar (2)
Aybüke 1 yıl önce
Hepiimiz kardesiz
Ali 1 yıl önce
Sayın Hocam Kontlu haçlığından Urfa da şu anda kalan bir eser var mı?
15°
açık
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 15 Nisan 2021
İmsak 04:19
Güneş 05:44
Öğle 12:30
İkindi 16:10
Akşam 19:06
Yatsı 20:26
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 30 54
5. Altay 29 53
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23