banner14

banner69

banner84

banner87

banner89

27.11.2019, 10:59

ALMAN EKOLU, GOTHE VE URFAUST GERÇEĞİ…

Urfa tarih boyunca, gelmiş geçmiş iki büyük imparatorluğun güç alanı, iki büyük imparatorluğun güreş meydanı olmuştur.

Hangi iki güç?

Tabi ki Roma ve Pers imparatorluğu…

Tarihin yaza yaza tüketemediği, öve öve bitiremediği iki büyük uygarlık.

Tarihin o dönemlerinde bu iki imparatorluğun tampon bölgesi olan Urfa, son noktası Fırat Nehri…

Tarih bakarsanız tekerrürlerle doludur!

Zaman değişir, mekân değişir, ama donup dolaşıp yine başa döner!

Almanların Urfa’ya karşı olan sevgisi, muhabbetti, aşkı, hasreti, harareti, özel ilgi ve alakası yoğun olarak 19 yy. ortalarına denk düşse de…

Uygarlığın beşiği Mezopotamya’nın bir parçası olan Urfa (antik Edessa) tarihin her dönemde Batılıların yakın ilgisine mazhar olmuştur.

Bunun belki de en büyük nedeni, Hıristiyanlık dünyasında Urfa’nın farklı bir yere, haklı bir şöhrete sahip olmasıdır.

Bu farklılık Peygamber İsa/Mesih’in şehri mesh etmesinden, kutsamasından kaynaklanmaktadır.

Bundan dolayı çoğu Batılı gezginler “Blessed City” olan Urfa’yı, tarihin hemen hemen her döneminde ziyaret etmişler gezi rotalarının odak noktalarına bu şehri yerleştirmişlerdir.

Batıdan-Doğuya seyahatte çıkan seyyahlar, Fırat’ı salla, kelekle geçip Urfa topraklarına ayak basmışlar ve ilk mırıldandıkları kelime:

“Welcome Mesopotamia! Oiel Urfa! Oley Urfa!”olmuştur!

Almanların bize karşı olan bu muhabbetti, bu sevgisi, elbette ki boşuna değildir. Temel amaçları, İngiliz ve Fransız ekollerine karşı, kendi ekollerini bölgemizde yerleşik hale getirmek, bölgemizde birinci derecede söz sahibi olmak.

Dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı Devleti’nin 19. yy. ve 20. yy başlarında çöküşü sürecinde, sonrasında yeniden şekillenecek olan Ortadoğu haritasında daha fazla söz sahibi olmak isteyen devletler, arkeoloji ilmini keşfetmişler bu sayede emellerine daha kolay bir şekilde ulaşmışlar. Geliştirdikleri Arkeoloji kılıfıyla casuslarını Ortadoğu’nun her karış toprağına salmışlar, bu sayede Ortadoğu’nun şifrelerinin kısa süre içersinde çözmüşler.

Mesela dünya tanına bilinen en meşhur casus olan Lawrens ve Dişi Lawrens diye de adlandırılan Gertruda Bell bu dönemin en önemli iki figürüdür, iki ürünüdür.

Bu iki casusta İngiliz uyrukludur.

Böylece casus arkeologlar savaşında üstünlük Ortadoğu’da İngilizlerin eline geçmiş. Görünüşte birbirlerine dost gibi görünen Batı ülkeler, iş menfaate ve paylaşıma geldiğinde, birbirileriyle kıyasıya bir mücadele içeresine girmişlerdir.

Her üç ülkede, yani İngiliz, Fransız, Alman’lar kendi ekollerini Ortadoğu coğrafyasının derinliklerine işlemeye halen de devam ediyorlar. Taa ki, İngiliz ve Fransızların Almanlara üstünlük sağlayıp, Ortadoğu’yu kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye başlayıncaya kadar bu mücadele sürdü halen de sürmeye devam etmektedir.

Ortadoğu Batılılar için tarihin her dönemde egzotik bir yer olmuştur.

Batılı Oryantalistler;

Doğunun, ezoterik, egzotik ve mistik havasını kendi bakış açılarıyla,

kitap, resim veya bir sanat eserine dönüştürüp toplumlarına sunmuşlardır, hem de abartılı bir şekilde hatta birçok sanatçı seyahate gitmediği Doğu’yu zihninde oluşturduğu bin bir gece masallarının havasıyla eserlerine yansıtmışlardır.

1. Dünya savaşında bizimle aynı saflarda savaşan, bizimle dost ve müttefik olan Almanlar, bir yerde Fransız ve İngiliz güçlerinin bu bölgedeki varlığını azaltmak, güçlerini kırmak için belki de bu yolu seçmişlerdir.

İşte bunlardan en önemlisi ise Hicaz Demiryolu projesidir.

Osmanlı projesinin, Almanlar tarafından bir şekilde finanse edilmesikısmen uygulanması, bu gücün bir parçasıydı.

Frenklerin, “kutsal savaşlar” olarak adlandırdıkları Haçlı Seferlerin de ilk olarak ele geçirdikleri ve kontluk kurdukları yer yine Urfa’ idi.

Kudüs’ü Müslümanlardan kurtarmaya giderken güzergâha Urfa’yı yerleştirmelerinin asıl nedeni de;

Urfa’nın Hıristiyanlık dünyası açısından önemi kutsal bir misyonun olmasından kaynaklanmaktaydı.

1. Haçlı seferinde Frenklerin Urfa’yı almaları burada küçük bir devlet (devletçik) kurmaları, haçlıları hem moral açısından motive etmiş hem de Kudüssü ve Antakya’yı da zapt etmelerine neden olmuştur.

Yine Urfa (Edessa) Frenk kontlarının, diğer kontluklar içeresinde ayrıcalıklı bir konumları olmuş, buranın ilk kurulan Latin devleti olmasından dolayı da peş peşe Kudüs de taç giyip “Kudüs Kralı” olmalarının nünü açmıştır.

Bu ayrıcalıklı durum Urfa’nın Fransızların gözünde ne denile önemli bir yere sahip olduğunun da en açık bir ifadesidir.

Yine 1920 yılında Fransızların Urfa’yı işgal etmelerinin altında yatan asıl psikolojik nedeninde, bin yıl önce yarım kalan hesabın bu şekilde görülmesidir.

Yani Urfa Haçlı kontluğunun kurulmasından yaklaşık bin yıl sonra, Fransızların yeniden Urfa kapılarına dayanmalarının altında yatan asıl neden de bu psikoloji olmalıdır.

Yaklaşık 50 yıl kadar devletçik kurdukları dört Kont değiştirdikleri Edessa’ya yeniden sahip olmak!

Fransızlar o sıralar Osmanlı İmparatorluğunun saflarında savaşan Almanlara şu mesajı vermek istemişlerdir:

Buralar bizim! Biz bin yıl önce dahi burada devlet kurmuş bir milletiz! Kutsal şövalyelerimizin ruhu halen burada dipdiri duruyor!

Her ne kadar bin yıl önce sizinle bu kutsal savaşa çıkıp omuz omuza çarpıştıksa da buranın gerçek mirasçıları bizleriz.

Buralar bizim topraklarımızdır!

Buradaki faaliyetlerinize izin vermemiz mümkün değil, bizi burada yok sayıp bize üstünlük sağlamanız mümkün değildir”

Zaten Fransızlar bu tezden yola çıkarak daha önce şehri işgal eden İngilizlerden, Urfa’yı teslim almışlardı. 

Urfa 19 yy sonlarında, 20 yy başlarında yoğun olarak İngiliz, Fransız ve Almanların egemenlik sahasının içeresinde bir güç paylaşım alanı olmuştur.

Fransızların Ermenilere destek vermesine karşın, Almanlar, Osmanlı devletinin müttefiki olmuşlar, Urfa’da ki Ermeni mahallesini başında bir Alman Generalin olduğu kuvvetlerce topa tutulmuştur.

Şu an da bile bölgemizde ki yatırımların, kültürel faaliyetler ve projelerin, arkeolojik kazıların, odak noktasında yine İngiliz, Fransız ve Alman kurum ve kuruluşlar bulunmakta.

Bu güç gösterisi günümüzde halen kendini farklı alanlarda ama farklı şekillerde göstermektedir.

Mesela Atatürk Barajı antik yerleşim yerlerini kurtarma kazılarını Alman arkeologları yapmışlardır.

Yine günümüzde Göbekli tepe de ki kazıları yapan ve bu kazılara maddi destek veren Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman vatandaşı merhum KlausSchmit’in olması elbette ki tesadüfî değildir tıpkı yüz yıl önceki gibi...

Demem odur ki Almanların Urfa’da hem Fransızların hem de İngilizlerin varlığını engelleme anlamında göstermiş oldukları çabalar, uzun bir geçmişin ürünüdür.

Kim bilir beklide, İki yüzyıla yakın bir zamandır Doğu da aradıkları atalarının iziUrfa’dadır.

Göbekli tepe Kazılarında ortaya çıkan eserlerin Almanya’da sık sık sergilenmesi Almanların yoğun ilgi göstermesi bunun bir sonucudur.

Yine geçmişte Kültür Bakanlığı ile Goethe Enstitüsü ve Alman Kültür Bakanlığının ortak bir proje hazırladılar ve hayata geçirdiler, projenin amacı iki ülkenin yazarları aracılığıyla bir dostluk köprüsü kurmaktı. İşte bu amaçla her iki ülkeden on yazarın önceden belirlenmiş olan Türkiye de ki illerde gezmeleri ve bunu makale şeklinde çeşitli yayınlarda kullanmaları istenmişti belirlenen bu on il içeresindeUrfa’nın olması da tesadüf değildir.

Yine, benim degeçmişte Belediye sergi salonunda gördüğüm Alman sanatçı Matti’nin Almanya Köln’de Özurfa sergisi açması, Özurfa adında bir kitap çalışması yapması bu gayretlerin ve çabaların bir sonucudur.

Almanların çalışma sahası olarak Urfa’yı seçmeleri birer tesadüfler zincirinin halkaları değildir.

Velhasıl kelam bu AlmanlarUrfa’yı seviyor (!)

Alman bağı,

Alman çeşmesi,

Alman hastanesi,

Alman……………………

Galiba bizlerde bu Almanları seviyoruz!

Yorumlar (1)
Aybüke 1 ay önce
Hepiimiz kardesiz
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Yakında kabine değişikliğinin olacağı konuşuluyor, AK Parti'nin 12 belediye başkanlığını elde ettiği Şanlıurfa bir bakanı hak etti mi?
Namaz Vakti 21 Ocak 2020
İmsak 06:05
Güneş 07:29
Öğle 12:41
İkindi 15:21
Akşam 17:43
Yatsı 19:02
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 18 40
2. Başakşehir 18 36
3. Trabzonspor 18 35
4. Fenerbahçe 18 34
5. Alanyaspor 18 32
6. Galatasaray 18 30
7. Beşiktaş 18 30
8. Göztepe 18 26
9. Malatyaspor 18 24
10. Gaziantep FK 18 24
11. Denizlispor 18 22
12. Çaykur Rizespor 17 20
13. Gençlerbirliği 17 18
14. Konyaspor 18 18
15. Kasımpaşa 18 15
16. Antalyaspor 18 14
17. Ankaragücü 18 12
18. Kayserispor 18 10
Takımlar O P
1. Hatayspor 18 37
2. Erzurum BB 18 31
3. Bursaspor 18 30
4. Akhisar Bld.Spor 18 28
5. Keçiörengücü 18 28
6. Ümraniye 18 28
7. Menemen Belediyespor 18 28
8. Adana Demirspor 18 27
9. Altay 18 24
10. Balıkesirspor 18 24
11. Giresunspor 18 24
12. Fatih Karagümrük 18 23
13. İstanbulspor 18 20
14. Altınordu 18 19
15. Osmanlıspor 18 16
16. Adanaspor 18 13
17. Boluspor 18 13
18. Eskişehirspor 18 9
Takımlar O P
1. Liverpool 22 64
2. Man City 23 48
3. Leicester City 23 45
4. Chelsea 23 39
5. M. United 23 34
6. Wolverhampton 23 34
7. Sheffield United 23 33
8. Tottenham 23 31
9. Crystal Palace 23 30
10. Arsenal 23 29
11. Everton 23 29
12. Newcastle 23 29
13. Southampton 23 28
14. Burnley 23 27
15. Brighton 23 25
16. West Ham 22 23
17. Watford 23 23
18. Aston Villa 23 22
19. Bournemouth 23 20
20. Norwich City 23 17
Takımlar O P
1. Barcelona 20 43
2. Real Madrid 20 43
3. Atletico Madrid 20 35
4. Sevilla 20 35
5. Getafe 20 33
6. Real Sociedad 20 31
7. Valencia 20 31
8. Athletic Bilbao 20 30
9. Villarreal 20 28
10. Granada 20 27
11. Real Betis 20 27
12. Levante 20 26
13. Osasuna 20 25
14. Deportivo Alaves 20 23
15. Real Valladolid 20 22
16. Eibar 20 22
17. Mallorca 20 18
18. Celta de Vigo 20 16
19. Leganés 20 14
20. Espanyol 20 14