Yukarı Çık

YENİ YIL GİRERKEN İÇİMDEN DIŞIMA ÇIKANLAR

31 Aralık 2016 Cumartesi 21:42:02
474 kez okundu.

İki bin on altı yıl yavaş yavaş kendini tüketiyor
Hatta doğu da, daha doğuda sona yaklaşılan yıl, kendini tüketti 
ve insanlar kendini tüketti…
İnsanlar tükenişlerini hawai fişeklerle, 
Işık oyunlarıyla, 
Çeşitli dans figürleri ve Pagan festivallerin aratmayacak cinsinden kutlamalarla geceyi tüketiyorlar.
Ve herkes birbirine; “ mutlu yıllar…” diyerek… Gelen yeni yılı muştuluyor.
Oysa içimizde, hemen yanı başımızda, sağımızda-solumuzda uzun zamandır bir savaş yaşanıyor.
Bu savaşlar uzun yıllardır sürüyor ama en son olan tamı tamına altıncı yılı geride bırakarak, yedinci yılına giriyor.
Bu Savaş; kadim ve kutsal toprakları kan ve gözyaşına boğuyor!
Her tarafta bir insanlık dışı bir dram yaşanıyor!
Ortadoğu coğrafyası, tarihin her döneminde çok uzun süreli savaşlar gördü tabi ki… Yıkımlar felaketler gördü ve halen de görmeye devam ediyor.
İnsanlar din adına, Allah uğruna, ölüyor, öldürüyor, öldürülüyor… 
Hem de birbirinin kutsalları üzerine yemin edilerek, 
İşte bu koşullar altında yeni bir yıla giriyor.
Böylesi yüz kızartıcı bir insanlık suçu işleyerekten yeni yıla giriyor.
Bir tarafta açlığın, 
Öte tarafta yokluğun, 
Diğer tarafta sefaletin, 
Öte yanda rezaletin resmigeçidine şahitlik ediyoruz bu coğrafya da!
Ama gelin görün ki ötenin ötesinde,
Neon ışıkları altında, insanların çılgınca eğlendiği, 
Kendinden geçtiği, 
Hiç ayılmayacakmışçasına sarhoş olduğu bir dünya ile karşı karşıyayız.
Şehirlerin, kasabaların, köylerin altının üstüne geldiği
Sokakların caddelerle, 
Caddelerin evlerle yer değiştirdiği 
Bir altüst oluşa şahitlik ediyoruz.
Atılan onca misket bombasının, 
Onca varil bombasının,
Bir kesimimiz “asit yağmurunu” rahmet diye karşılıyor! 
Üzerimize yağan envai çeşit bombaların tesiriyle 
Şehirlerimiz, metropollerimiz, birer renkli yün gibi, sağa- sola savruluyor!
Gelen yıla merhaba, giden yıla güle gülenin telaşı içersinde olan insanoğluna şunu söylemek istiyorum:
“Bu ne telaş insanoğlu; senenin sonu, dünyanın sonu değil.” 
Biraz yavaş ol!
Kimseler; yokluğa ve yoksulluğa gömülmüş olan o biçareleri görmek istemiyor!
Bir parça ekmeğe muhtaç olan, 
İçecek bir tas temiz suyu olmayan, 
Geceleri aydınlanacağı bir mumu olmayan insanların dramını 
Anlamıyor ya da anlıyor aldırış etmiyor.
Coğrafya;
Örgütlerin insafına, 
Militarist politikaların rantına kurban edilmiş durumda.
Bu coğrafyanın vebali acep kimin ve kimlerin boynunda hiç düşündünüz mü?
Kim; niçin, nasıl, neye direniyor?
Kim kimin dostu, 
Kim kimin düşmanı?
Neye göre dost, 
Kime göre düşman?
Kim neyin peşinde 
Kim hangi hayalin 
Kim hangi düşün peşinde?
Ey devrimci;
Savaştan geriye ne kalır sorusun, hiç sordun mu kendine?
Çünkü en iyi en sen bilirsin mücadeleyi, mücadele etmeyi.
Nemrutların yaktığı ateş, her zaman gül bahçesine dönmüyor ki!
Musa’nın asası ile Kızıldeniz de açtığı yoldan insanlar her zaman selametle karşı tarafa geçmiyor ki!
Kâbe’yi yıkmaya gelen fil ordusunun karşısına 
Her zaman mühürlenmiş ateş tuğlalarını fırlatan ebabil kuşları çıkmıyor ki! 
Sen hiç savaş sonrası sağlam bir ev 
O evde sağlam bir insan gördün mü ey devrimci?
Damları, duvarları, toplarla, tüfeklerle, keskin nişancıların ateşiyle, delik deşik edilen evin içersinde canlı kimse gördün mü?
Peki söyle;
Nemrud’un Nemrutluğu yanına kar kaldı mı?
Yakılan, yıkılan, savaşın enkazı altında kalan bir evde 
Açılan onca delikten, kafanı uzat içeri bir bak ne görüyorsun!
Benim gördüğümü görüyor musun?
Bak, evde bir beşik 
Beşikte bir bebek, 
Bebeğin ağzında bir emzik 
Yanı başında ölüme gülümseyen bir anne…
Anne…”Cennetin ayaklarının altında olduğu anne!”
Geceleri ruhları üşüyen ölüler kar altındadır ey devrimci!
Ölü bedenler üşümez ama ruhlar üşür bilirsin… 
Bilirsin günahın ve sevabın tartılacağı ilahi adaletin terazisini!
Musa’nın da Firavun’un da o tartıya geleceğini
Herkesin bir gün öleceğini
Ölümün kurtuluş olmadığını, bilakis yeni bir hayatın; 
Hesabın, kitabın, zulmün, zülümatın sorulacağı, sorgulanacağı günleri bilirsin.
Yapanın yanına hiçbir şeyin kar kalmadığını hepimizden çok daha iyi bilirsin ey devrimci!
Çünkü sen; inandığın ve savunduğun değerler adına, 
“Nemrudun narına…” düştün.
 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.