Yukarı Çık
Sabri DİŞLİ

Sabri DİŞLİ

Biz yine ve her zaman ki gibi yazarak cevap verdik…

YAZACAKLARINA GELSİNLER KONUŞSUNLAR…

29 Kasım 2017 Çarşamba 15:01:54
1825 kez okundu.

Kentin gereksiz gündemle zaman kaybettiğini savunan fert olarak, Kent Konseyi seçim sürecinin de çok fazla gündem olmasından yana değildim…

Biraz olsun demokratik bir seçim olur, seçimden sonra da, gerekirse yeni kurulan Konseye gönüllü destek sağlamayı düşünüyordum…

Öyle ya! Bu Konsey değil miydi yürüyen bir çocukken, bizimle birlikte koştuğunu söyleyen de sizlerdiniz.

 

Sürecin başlangıcından anlatayım.

Başkan Sn. Çiftçi özel kalemi aracılığıyla iki kez benle görüşmeyi talep etti…

Ancak Dostum Halil Karaca bu görüşmeyi bir türlü sağlayamadı.  Birkaç ay önce kendisiyle sokakta karşılaştık… Meclis üyesi Sait Kaya şahitliğinde koyu bir sohbete girdik…

Başkanımıza Karaköprü’den gelen dostluğa binaen samimi eleştirilerimi yüzüne karşı söyledim…

Ne mi dedim?

- Onarılacak olan Topçu Meydanı’nda kullanılacak izolasyonun kaliteli olmayacağını belirttim…

Haklı olarak meydanı onarmak zorunda olduğunu, dökülen meydanın kendisinin eseri olmadığını söyledi…

 

-Novada AVM’yi Urfalılar boykot ediyor, dedim… Dükkânlar dava açmış 5 işyeri ve otopark işletmecisi sözleşmeyi feshetmiş… Buraya belediye binası yap üstündeki yapıların her biri bir daire başkanlığı olmasını önerdim.

-Veya Millet Hanı’nı müsteciriyle anlaş tarihi hanı başkanlık olarak ayağı kaldır dedim…

Başkan o kadar yorulmuş ki söylediklerimi “AVM’yi yık olarak anlamıştı…”

“Yazık değil mi AVM’de o kadar insan ekmek yiyor, nasıl yıkarsam vicdanın sızlamaz mı?” dedi.

Tekrar anlattık.

Teleferik konusunu konuştuk… “Kaynağın tamamı Kalkınma Bakanlığı ve Kalkınma Ajansı olacak…” dedi.

(Kaynağın sağlandığına dair bir tek evrakı rastlanmadı ya!)

 

Trambüse neden karşı oluğumu sordu?

“Başkan, Trambüse karşı değilim, UNESCO adayı Balıklıgöl havzasına Demokrasi Caddesi’ne (12 Eylül caddesi) tellerle, direklerle donanmasına karşıyım, modern araçların girmesine karşıyım” dedim.

(Bugün gelinen noktada Koruma Kuruluna baskı yapılarak izinsiz kazdıkları Lekler Caddesi’nde neleri yok ettiler bilemiyoruz.)

……

“Kent Konseyi hakkında ne düşünüyorsun?” dedi.

-“Teknik anlamda, kenti bilen bir aday bul yardımcı olayım, yoksa ben aday olabilirim” dedim.

“Her yerde Sabri beye adaylık teklif ettim.” dediği de budur!

Siyaseten başkanı zor duruma düşürürler düşüncesiyle aday olmak da istemediğimi Güvenç’den sonra başkanlığa geldiği 2. gece uzun telefon konuşmasından kendisine zaten söylemiştim.

“Ayrılırken de bize yardımcı ol.” dedi…

Çok samimi söylüyorum, başkanın kenti için o yorgun hali beni etkilemişti…

O günden sonra en azından eleştirel anlamda ölçülü olmaya dikkat ettim, gayretini de teslim etmeye çalıştım.

Bana göre gerçekten çalışıyor…

Ha bu arada, “çok çalışıyorsun ama başkanım topu hep taca atıyorsun biz senden gol bekliyoruz” babında espri yaptım.

 

Birkaç ay sonra Başkan, “Sözen’e git konseyi kur” demiş.

Sözen bir dostum aracılığıyla ilk benle görüşme talep etti hay hay dedim…

Sözen çevremde bir kişiyi arayıp birlikte çalışma tekliflerini duyuyordum, benimle ancak 10-12 gün sonra görüşmede her zaman ki kibarlığıyla geç kaldığını belirtti.

Bağımsız bir komisyon delege tespit etmesi yerine, Sözen dilekçeleri kabul ettiği bir büro oluşturulmuştu.

 

Geç kalan diyalog sürecinde şehir plancıları oda başkanı siyasi görüşü yerel iktidara uzak olmayan, Selim Açar’ın adaylığını konuştuk.

Genç dinamik heyecanlı bu arkadaşa saldırmaya, siyasi yaftalamaya başladılar.

Selim Açar geri durdu.

 

Yakınlarına bu adam “hain!” diyecek beni düşman bellemiş, genel sekreterlik makamı gereği tarafsız olması gerektiğini hiçe sayarak, Sözen beye açıktan destek veriyorum diye bir tweet paylaştı…

Nihat başkan! Aç o tweeti bir oku istersen(!) tarafsızlığınızı sevsinler sizin…

Aslında “yönetimin adayını destekliyorum akrabamı değil!” demek istiyordu ama yöntem bu mudur, üslup bu olabilir mi?

Paylaşımı takip ettiği halde beni engelleyerek yaptı…

Bugüne kadar görmezlikten geldim.

Nihat başkanın en büyük eseri nedir diye soracak olursanız:

Başkan bu zatı muhteremi göreve getirmesidir, derim.

Başta ben olmak üzere omzumuza alır, Zonguldak’tan Urfaya getirir; “Gel BŞB başkan adayımız ol!” derdik.

Şimdi kalibresinin ne olduğunu herkes gördü.

***

Yetmedi gafillik…

***

Erkan hocanın oluşumunda beni ikna eden dostuma, sırf kendi ayıbınızı örtmek için gereksiz, anlamsız bir şeklide yersiz ithamda ve iftirada bulundunuz ki, ithamı yapan kişinin kişiliğine hiç mi hiç yakışmadı, belki de orijinali buymuş, yeni gördük!

Ben kendi hesabımdan köşemde yazarken şimdiye kadar ne çekindim ne de sipariş yazı aldım.

 

Sabri Bey ! E’ Hani beyaz bir sayfa açmıştın!

N’oldu da bu yazıyı yazdın…

Evet, beyaz sayfa açtığım sayfa halen geçerlidir.

Lakin benden önceki başkanımız kurulda; “Yazacaklarına gelsinler konuşsunlar…” demiş….

Ne kelam ama!

Nezaketen de olsa çağırılmamışız! Başkan!

Twitterda Nihat Kılıç ile özelde yazışmadan sonra çağırıldık…

Çağırtsaydık:

Üç yıldır sakladığım Kent Konseyi Gazetesi’nin son sayısını dağıtacak, sonra da bir konuşma yapacaktım.

Diyecektim ki:

Biz mali destek görmedik, hiç olmazsa yeni gelen arkadaşlara destek olun.

Diyecektim ki;

Bu Kent Konseyine bir doktordan aldığım hakaret davası tazminatıyla birlikte bu Kent Konseyine en az 15 bin lira para harcadım.

Önceki dönemin icraatlarını anlatıp, yeni yönetime başarı dileyecektim…

Olmadı be başkan! Belki de böyle oluyor bu işler, bilemem(!)…

 

Bizim, seni muska gibi taşıyıp, tabloları sırtımızda taşıdığımız emeği unutuvermişsin…

Sizi uğurladığımız gibi başkanlık makamında cepten harcayarak sunduğumuz plaketle, teşekkürle uğurlamadılar. 

Yani cevap veremediğimiz bir yerde keşke talihsiz cümleyi sarf etmeseydin.

Bizim yazdığımız doğrudur; “lakin laf uçar yazı kalır”.

Yazdığımız yerde de muhatapların cevap verme imkanı vardır.

Sonuç olarak; kıskanılacak kadar çok kıymetli değerlerden oluşan, donanımlı bir yönetim oluşturulduğunu samimiyetimle belirteyim.

Tabi kanarya sevenler derneği bile divan kurulu başkanın yönetime girmediği ama bu kurulda yürütmeye girdiği meşru(!) kurula katılamadık işte…

Baş ebeye kanunen nikah düşmüyor.

Bizi yatıştıranların, oyları tasnif ettiği Kurula katılmadık…

Biz yine ve her zaman ki gibi yazarak cevap verdik…

Bu meselede, çok kimsenin hakkına girdiler, gizliden...

Ben yine olduğum yerde, net ve açık biçimde yazıyorum, yazacağım!

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.