Yukarı Çık
Günün ulusal ve yerel köşe yazarları
12 Ocak 2017 Perşembe 10:12:18
Ulusal ve yerel gazete ve haber sitelerinden sizin için derlediğimiz köşe yazıları...

FETÖ’cüye vatandaşlık tokadı

Resul Kurt

FETÖ şakirtlerinin klasik ‘şefkat tokadı’ tabiri vardır. Şimdi de vatandaşlık tokadı geliyor. Son aylarda ülkemiz, iç ve dış tehditlerle boğuşmaya, her türlü terör örgütü ve bunları kullanan yabancı ülkelerle 3mücadeleye devam ediyor. Bir yandan ekonominin gidişatı kontrol altına alınmak istenirken, öte yandan da PKK/PYD, DEAŞ, FETÖ ve yandaşı mankurtlar ile mücadeleye ediyoruz.

Bu teröristlerin, daha fazla ülkemiz vatandaşı kalmaması için ilk defa bu köşeden 27 Ağustos tarihinde açıkça “Çağrı’yla gelmeyen FETÖ’cü vatandaşlıktan çıkarılsın” demiştik.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Berlin’de Türkiye algısı

Mahmut Övür

Sabah Yazarlar Kulübü bir süredir 15 Temmuz'u dünya başkentlerinde anlatıyor.
Geçtiğimiz pazartesi de Sabah yazarlarıyla birlikte Berlin'deydik. Berlin önemli çünkü Türkiye ve Türk insanıyla en yakın ilişkisi olan bu başkent, ne yazık ki şu sıralarda, Türkiye karşıtı algı operasyonlarının da merkezi durumunda.
Türkiye karşıtı kim varsa, hepsi Berlin'de.
17-25 Aralık darbesine imza atanlar da, 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kalkışanlar da, FETÖ'nün sızdırdığı bilgilerle ülkenin milli güvenliğini sarsan laikler de, PKK terörüne destek verenler de orada. Bunun yansımasını en somut biçimde Alman medyasında görüyoruz.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Gazetelerimiz çok işe yarar…

Ali Saydam

Ülkemiz insanının ortak ruhî şekillenmesi ile ilgili en hoş ipuçlarından biri hiç şüphesiz insanımızın gazetelerin kullanımı konusunda gösterdikleri olağanüstü yaratıcı yaklaşımdır… Dünyanın hiçbir ülkesinde gazete konusunda bu kadar büyük bir zenginlik olamaz.

İlk kez, 9 yıl önce, Ocak 2008'de Akşam gazetesinde okurlara da sorarak ortaya koyduğumuz listede hepsi birbirinden önemli ve hayatımızın içine girmiş 67 kullanım alanı bulmuştuk... Yeni Şafak yazarı Hikmet Genç, teröristleri 'laikler' olarak lanse eden Cumhuriyet gazetesini 24 TV'deki 'Günün Manşeti' programında dört parçaya ayırdı. Ekranda kendisini gördüğümüz anda hatırladığımız 67 maddelik (Bu vesileyle 68 oldu) gazeteleri sonuna kadar kullanma kılavuzumuza birlikte göz atalım:

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Sistem değişikliği ve ikna olma ihtiyacı

Nihal Bengisu Karaca

Model değişikliğini içeren oylama, Anayasa değişikliği görüş- melerinin kabulü için gerekli olan sınırı geçti, 338 evet alındı. Zaten söz konusu teklifin Meclis’te takılması beklenen bir durum değildi. Sonuçta, teklifi referanduma götürme yolundaki ilk eşik aşılmış oldu.

Ancak referandumdan istenen sonucun çıkması için AK Partililerin yapması gereken şeyler var.

Çünkü sistem değişikliği ciddi bir şey.

Bilgi paylaşmaktan, tartışmaktan, hatta protestodan da korkmamak gerekir. Normal olan tartışılmasıdır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

TL neden eriyor?

Okay Gönensin

Ekonomistler teknik açıklamalar yapıyor. Teknik açıklamalardan tatmin olmayanlar kaynağı dışarıdan saldırıda arıyor.

Bunların hepsinin payı vardır. Dünyadaki gelişmelerin olumsuz etkileri de vardır, dış kaynaklı olumsuzluklar da vardır.

Esas nedenin siyasi olduğunu göremediğimiz zaman da iki uç noktaya takılırız, çözüm aramaya bile mecalimiz kalmaz.

Türk lirası en güçlü dönemini Ak Parti hükümetlerinde yaşadı. Şimdi en güçsüz dönemlerinden birini de yine ak Parti hükümetinde yaşıyor.

Değişen, 2012’den itibaren içine itildiğimiz siyasi istikrarsızlık koşullarıdır. “İtildik” ama buna karşılık ne yaptığımızı da, gerçek tedbir ve çözümlere yönelip yönelmediğimizi de bir türlü kendimize soramıyoruz.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Şanlıurfalılar Şair Nabi’yi tanıyor mu ?

Mehmet Bakay / KENTGAZETESİ.COM

Şanlıurfanın yetiştirdiği önemli şairlerdendir. Şanlıurfada adı okula verilmiştir. Prof.Dr.Abdülkadir Karahanın biyografik incelemesinde Nâbinin do­ğum tarihi olarak 1052 (1642) tarihi üzerinde du­rulmaktadır. Ahmet Kabaklının Türk Edebiyatı ki­tabında 1640 olarak geçmektedir.Şanlıurfada gelecek nesillerin bu şairimizi tanıması için Başta yerel idarelerin her yıl adına bir etkinlik düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Divan Edebiyatına adını altın harflerle yazdıran Şair Nâbi, nam-ı diğer "Urfalı Nâbi", klasik şiirimi­zin zirvedeki şairidir. Asıl adı Yusuftur. Yaşadığı dönemde "Ekmel-i Şu‘ârâ-yı Rum" ve "Melik-üş Şu‘ârâ" diye anılmıştır. Osmanlı dönemi şiirinin temel taşlarından biri olan Nâbi, Divan Edebiyatına yenilik getirmiş ve onun "Hikemiyat" tarzı şiirleri  ekol olmuştur. Urfada doğan Nâbinin doğum ta­rihi kesin değildir. Ama şiirlerinden ve yazdıkla­rından anladığımız kadarıyla çocukluk ve gençlik yılları Urfada geçmiştir.. Ayrıca şairin Evlâd-ı Resûl olduğu şiirlerine dayanılarak ortaya atılmıştır. Nâbi, 1665 yılında 24 yaşında genç bir şair olarak İstanbula gitmiştir. İstanbula gidişinden sonra şöhret olmuştur.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

ŞANLIURFA BELEDİYE BAŞKANLARI RESMEN HAKLA ALAY EDİYOR

Fuat Gemalmaz / YENİURFAGAZETESİ.COM

Şanlıurfa belediye başkanları olan şahsiyetler resmen Şanlıurfa halkımla alay edip alay olacak proje ve hayal ürünü olan gündemler ile resmen dalga geçiyorlar.

Şanlıurfa ilinde ama nedense hep böylesi hayal ve sanal uydurma beyan eden söyleyen kişiler popülist doğru söyleyen dışlanmaya mahkum olunmuştur.

Bakın yıllar önce bir proje ile kara köprü belediyesini kazanırken halka bir teleferik vaadiyle oy aldılar. Bu projeyi halka anlatırken zavallı bir o kadar biçare on halk ya arkadaş ormanlık alan yok? Manzara olan bir alanımız yok? Deniz yada nehir olan bir geçidimiz yok? Bunlar yok iken şimdi sen ne akla hizmet edip neye dayanarak bize teleferik yapacaksın diyecek bilinçli bir halkta olmadığından zavallı halkın birçok kesimi telefirikin ne olduğunu bile belki bilmiyordur.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

BİR HAYAT GEÇİYOR İÇİMİZDEN

Muhittin Bulut / GAPGÜNDEMİ.COM

Gecenin o ağır sessizliği daha çökmemiş şehrin caddelerine. Zamanları ve mekânları kurşun gibi delen o ağır sükût henüz düşmemiş zamanın üstüne. Henüz kopkoyu bir karanlık değmemiş gecenin silik rengine. Zaman ne gündüz, ne gece.

Sokaklar boşalıyor yavaş yavaş. Herkes çekiliyor geriye. Herkes biraz hayattan çekiliyor. Kepenkler çekiliyor bir bir gecenin üstüne. Gecenin üstüne yorgun bakışlar, yılgınlıklar, tarife gelmez sitemler çekiliyor.

Her adım başında ayrı bir ses, her adım başında ayrı bir nefes, her adım başında baştan ayağa derin bir yalnızlık dökülüyor sokaklara. Sokaklara garip ve kimsesiz bir hal dökülüyor. Sokaklara karanlık ve ürkek bakışlar dökülüyor.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Gelen/Ekten Geleceğe

Vedat Akıllı / İPEKYOLGAZETESİ.COM

Gelenek, ölmüşlerin yaşayan ruhudur, Gelenekçilik, yaşayanların ölmüş ruhudur... Abdurrahman el-Vekîl

Gelenek küllere tapmak değil, ateşi[közü] korumaktır... GustavMahler

Sözün başında ifade edelim; geleneksizlik, geleceksizliktir. Bugün dünle beraber vardır, geçmişle beraber vardır. Sadece bugün mü, gelecek de geçmişle olan yürüyüşle daha anlamlı olacaktır. İfade etmek istediğimiz bir gelenek kutsaması değil elbette, bugünü ve yarını gelenekle beraber yekpare bir zaman olarak görerek hareket etmekten bahsediyoruz. Onun için gelen ek diyoruz. Geçmişte olana, gelenekte olana bugün yapacağımız ekten bahsediyoruz. Nedir, gelene ek yaparak oluşturduğumuz gelenekle birlikte yürüyen bugün, geleceği ancak aydınlık kılacaktır. Geleceğe, dünden aldıklarımıza bugün bir şey katarak ulaşabilme gayreti sahih bir gelenek yaklaşımı sunacaktır bize.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Başımıza Gelenler Yaptıklarımızın Karşılığıdır

Nusret Yılmaz /  İPEKYOLGAZETESİ.COM

İslam coğrafyasında, Hilafet ’in ilga olunmasından bu güne; Ümmet, birbirini boğazlamaktadır. Emperyalist güçler, dün, İslam coğrafyasında silah ve savaşlarla, sayısız haçlı seferleriyle başaramadıklarını; içerden ve dışarıdan içimize ajanlarını koyup, bizi içerden yıkmaya çalıştılar. O günden sonra, Ümmet’in başına öyle musibetler, öyle belalar geldi ki; Müslümanlar bu güne kadar hala bir araya gelemiyorlar…

Neden? Çünkü, Müslümanlar Kur’an ve Sünneti bırakıp; düşmanlarından medet umar hale geldiler. Bu gün hala Demokrasi diye diye haykıranlar, bilmelidirler ki, Demokrasi ne bu Ümmete ne de dünya insanlığına huzur ve barışı getirmeyecektir!... Onun getirdiği sadece savaş, kan ve gözyaşından ibarettir…

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Bunu Sosyal Medyada Paylaş :

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.