FETÖ'den bölge imamlarına Kürtçe Arapça isimler!

FETÖ’nün 40 yıllık yapılanma şeması nihayet başarısız kalan darbe girişimlerinin ardından deşifre oldu. Yapılanmada FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in imamlara gönderdiği Furuat isimli biat mektubu, bürokratlara hayat kadınları ile kurulan tuzaklar, öğrencilerin “cemaate” kazandırılması gibi her şey yer alıyor. Dikkat çeken detaylardan biri de bölgede etnik yapıdan dolayı bölge imamlarına ve ablalarına Kürt ve Arap isimler verilmesi...

FETÖ'den bölge imamlarına Kürtçe Arapça isimler!
banner53

 

1980 askeri darbeden sonra din, iman, hizmet ve himmet gibi kelimelerle vatandaşların dini duygularını sömüren, devletin çeşitli yerlerine sızarak gizli belgeleri ele geçiren, haksız yere sınav sorularını çalarak memur olan, 15 Temmuz gecesi 240 insanın ölümüne, 2 binin üzerinde de insanın yaralanmasına neden olan Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) nasıl örgütlendiği ortaya çıktı.

 

DARBE SÖYLEMİ 1980’DEN BU YANA VARMIŞ

FETÖ lideri firari Fetullah Gülen’in 1980 12 Eylül darbesinden 2 ay önce kullandığı skandal sözler iddianameye girdi. Gülen bu konuşmasında adeta örgütün yerleşmesine zemin hazırlayacak olan 80 darbesinden sonraki dönemi kastederek, “Huruç harekatı başlıyor. Ancak 35-40 sene sonra uygulamaya konulacak” ifadelerini kullanıyor. Fethullah Gülen’in sözlerine bakılacak olursa darbenin birkaç içinde değil yıllar öncesinde planlandığını görmek mümkün.

 

6 TABAKA ŞEKLİNDE ÖRGÜTLENDİLER

40 yıldır milleti ve devleti arkasından vurarak, en büyük ihanete imza atan Fethullahçı Terör Örgütü’nün yapılanma şeması ortaya çıktı. Örgüt 6 katman şeklinde yapılanıyor. En üst katmanda ise FETÖ elebaşı Fethullah Gülen bulunuyor. En altta bulunan tabaka da ev ağabeyleri bulunuyor. Ev ağabeyliğine seçilenler örgüte bağlılıklarını gösterdikleri zaman daha büyük ağabeyler tarafından üst tabakalara terfi ediliyorlar. Bir üst tabakada ise bölge imamları yer alıyor. Üçüncü tabaka da ise eyalet imamları yer alıyor. Dördüncü tabakada ise büyük ‘abiler’ yer alıyor. Beşinci tabakada ise ülke imamları yer alıyor ve ülke imamları ise diğer alttaki 4 tabaka ve en üstteki tabakada bulunan Fethullah Gülen ile iletişimi sağlamak görevini üsteleniyor.

 

HUKUK VE TIP ÖĞRENCİLERİ ‘EV İMAMI’ OLUYOR

“Işık evleri” adı altında hücre evleri oluşturan Fethullahçı Terör Örgütü üniversite öğrencilerinin beyinlerini yıkayarak örgütün elaman ihtiyacını karşılıyor. Hemen hemen her mahallede birkaç evi bulunan FETÖ/PDY burada öğrencilere elebaşları Fethullah Gülen’in kitaplarını okutuyor. Işık evlerine yerleşen öğrencilerden ise hukuk ve tıp öğrencileri ayrı evlere alınarak farklı bir eğitim uygulanıyor. Hukuk ve tıp öğrencilerinden ev kirası almayarak onları ‘ev imamı’ olarak gösteren örgüt bu öğrencilerin diğer öğrencilerle de görüşmesini engelliyor. Bunların dışında kalan öğrencilerden ise Fethullah Gülen’e sadakatini gösterenler ‘bölge abileri’ tarafından belli bir sınava tabi tutularak ‘ev imamı’ ya da ‘bölge imam’ oluyorlar.

 

OKUL BİTİNCE ÖĞRENCİLER KAMPLARA ALINIYOR

Okul sezonu boyunca beyinleri bölge imamları tarafından yıkanan öğrenciler okulun bitiş zamanında da evlere gönderilmiyor. Farklı illerde oteller, yurtlar ve pansiyonlar ayarlayan bölge imamları yaz tatilinde öğrencileri bu kamplara alıyorlar. Kendilerini biat etmeyen öğrencileri ise evlerine gönderiyorlar. Kamplara alınan öğrenciler sabah namazından sonra akşama kadar Fethullah Gülen’a ait olan Kırık Testi, Sonsuz Nur, Çağın Getirdiği Tereddütler gibi kitaplar okutuluyor. Yaklaşık 15 gün boyunca süren kamplarda Fethullah Gülen’e bağlılığını gösteren ve en çok kitap okuyan öğrencilere ise hediye çeki, burs, bilgisayar gibi hediyeler veriliyor. Ayrıca Gülen’e ait ve imamlar tarafından belirlenen tüm kitapları bitiren öğrenciler ise gece herkes uyuduktan sonra kamp sorumlusu ‘abiler’ tarafından ayrı mülakatlara alınıyorlar. Okul hayatı boyunca ailesinden koparılan öğrenciler böylece örgüte adım adım yaklaşmış oluyor.

 

HERKESİN TAKMA BİR İSMİ VAR!

Ev imamları, bölge imamları, semt imamları, BTM (Bölge Talebe Sorumlusu), ablalar gibi örgütte bir üst basamakta bulunan kişiler kendi adlarını kullanmıyor. Cemaatle ilişkisi başladığı andan itibaren kişiye yeni bir ad veriliyor ve her yerde o ismi kullanması tembihleniyor. Öğrencileri kendi dershanelerine kaydettiren bölge imamları kayıt esnasında da takma isimle kayıt yaptırıyorlar. Yeni ev imamı olan öğrencilere ise telefonda dahi konuşurken kendi gerçek adını kullanmaması tembihleniyor. Cemaat içerisinde Remzi, Adem, Mehmet, Yusuf bölge ve semt imamlarının en çok kullandığı isimlerin başında geliyor. Cemaatte kullanılan isimler ise bölgelere göre değişkenlik gösteriyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde etnik yapıdan dolayı Kürt ve Arap vatandaşların yaşaması sebebi ile bölge imamlarına ve ablalarına Kürt ve Arap isimleri veriliyor. Ablalarda Zozan, Havin isimleri ön plana çıkarken, erkek bölge imamlarında ise Hasan, Veysel, Şivan gibi isimler ön plana çıkıyor. Örgütte bulunan kişilerin kimliklerine de el koyan örgüt üyeleri kendilerine biat eden kişilere ‘yeni bir hayata başlıyorsun’ gibi ifadeler kullanıyor.

 

HAYAT KADINLARININ BİLE ‘ABİSİ’ VAR!

Örgüt Türkiye’de her alanda adam yetiştirmeye kurulduğu gün yemin etmiş. Siyasetten, spora, yargıdan, askeriyeye kadar adam yerleştiren örgüt buradan aldığı bilgileri dış güçlere para karşılığında satıyor. Kendi tarafında çekemediği vekil, bakan, bürokratlara ise kendi egemenliği altına aldığı hayat kadınları ile şantaj yapıyor. Kendisine biat etmeyen siyasetçi ve bürokratlara hayat kadınları ile yaklaşıyor. Kasete alınan kişilere ise daha sonra şantaj yapılarak yüksek miktarlarda paralar talep ediliyor. Örgüt bu hayat kadınlarını kendi tuttuğu evde muhafaza ediyor. Dışarıda normal bir yaşam süren bu kadınlar örgüt emir verdiğinde hedefe takılan kişiye yaklaşıyor ve onun kasetini örgüte götürüyor. Türkiye’nin her ilinde kendi himayesinde hayat kadını bulunduran örgüt, daha önce bu kasetlerle milyonlarca lira para kazanmış, bazı siyasetçilerin ise siyasetten çekilmesine neden olmuştur.

 

KATOLİK EVLİLİĞİ DEĞİL KATALOG EVLİLİĞİ!

Cemaat kendi evlerinde kalan kız öğrencileri evlerine yerleştirdikleri andan itibaren 8 tane vesikalık fotoğraflarını ve bilgilerini alıyor. Daha sonra bütün kız öğrencilerden aynı şekilde bu işlem yapılıyor. Alınan bu fotoğraflar ve bilgiler daha sonra örgütün kendi matbaasında katalog haline getiriliyor. Okutulan kitaplar ve yapılan sohbetlerle beyinleri yıkanan kızlar daha sonra evlenmek isteyen ve evlenme çağına gelen bölge imamlarına sunuluyor. Örgüt içinde ise katı kurallar bulunuyor. 28 yaşına gelmeyen hiç kimse evlenemiyor. Örgüt içinde evlenme yaşı 28 olarak belirlenmiş. Evlenmek isteyen örgüt üyeleri durumu bölge imamlarını bildiriyor, bölge imamları da durumu yine bir üst kişi olan il imamına bildiriyor. İl imamı da bölge imamı ile beraber Işık evlerine evlenmek isteyen kişi ile gece gizli bir toplantı yapıyor. İl imamı yanında getirdiği katalogdaki kızlardan birini seçmesini istiyor. Kız seçme işlemi gerçekleştikten sonra kız ve erkek ‘abiler’ eşliğinde tanıştırılıyor. Evlilik masrafları ise örgüt tarafından karşılanıyor. Örgüt böyle yaparak hem eleman desteğini sağlam tutuyor hem de daha önce kendisine eğitim verilen kişinin bilgileri başka yere sızdırması ihtimali de engellenmiş oluyor. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevini üç kez üstlenen Sabri Uzun’un yazdığı “İN” isimli yazdığı kitapta “Katolik Değil, Katalog Evliliği” bölümde Cemaat’teki  evlilikleri anlatıyor.

 

GÜLEN’İN BİAT MEKTUBU VAR

Ev imamlığı görevini başarıyla tamamlayan kişiler daha sonra bölge imamlığına terfi ediliyor. Bölge imamlığına terfi edilen kişilere ise Fethullah Gülen tarafından bir biat mektubu gönderiliyor. İşte Fethullah Gülen’in Furuat isimli biat mektubundan bazı kesitler, “Dünyaya kendinizi kabul ettirmek istiyorsanız her hissiyata saygılı olmak zorundasınız. Yasaklarla, ceberutlarla bir yere varamazsınız. Hoşgörülü olmadan bir yere varamazsınız. Bugün bütün kilise ve sinagogları adamlar Müslümanlara açıyor. Biz biraz katıyız, çok küçük furuata takılıyoruz. Caminin bir köşesinde bir Hristiyan ibadet etmeye kalksa kıyameti koparırız, hazmedemeyiz. İslam’ı bu şekilde sunamazsınız. Herkes birbirinin güzelliklerini dile getirsin. Herkes birbirine sena etsin. Faziletler ifade edilsin. Hakikaten bizim arkadaşlarımız buna layıktır. Görsen biriyle zina ediyor, sırtını dönüp gideceksin. Diyeceksen Allah’ım bunları ıslah et. Ama bana soracaksan arkamı dönüp giderim. Sırrıyet ve katumiyet ile işlerinizi kolaylaştırınız. Denizlerin dibindeki mercanlar gibi sabretme sonunda çatlayarak bağrınızdaki inciyi çıkartmalısınız. Sizin işleriniz sessiz bir inleyiş içinde olmalıdır. İhlâsın devamında ve dirliğinde evrad en önemli bağlanmadır. Aksatmadan yerine getirmek gereklidir. Her zaman duyamayabilirsiniz. Duyma sizi terke götürmesin. Duymak her zaman doğru değildir, o da sizi aldatabilir. Eğer ihlâsınızın devamını istiyorsanız evradınızı terk etmeden devam etmelisiniz. Engin bir gönül, engin bir dima evrad-ı eskarı okumaktan geçmektedir. Bu konuda her arkadaşı tatlı ikaz yaparak hem evrad-ı eskara hem de okumaya teşvik etmeliyiz. İhlâs marifet değerleridir. Marifet yolu evrad-ı eskar ve okumaktan geçer. La ilahe illallah diyeni öbür tarafta bana sorsalar affını isterim. Ama benim davamı ifal ederek, arkadan hançerlemeye kalkanları, ifal sonrası tavır koyanları, sırt çevirenleri ahrette tanımak istemem. Orada bana bunları sorsalar ben de sırt çeviririm. Resullullah orada bana bunları sorsa, tanımıyorum ya Resullullah derim.”

FETÖ lideri Fethullah Gülen’in Furuat isimli biat mektubunu Hanefi Avcı’nın avukat Fidel Okan canlı yayında okumuştu.

 

Ahmet CAN/Özel Haber

Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2016, 10:04
SIRADAKİ HABER

banner14

banner15