GELİN, URFA'YA 'HORTUM' TUTALIM

Eğitim, sağlık, işsizlik, gecekondulaşma, turizm, kültür ve temizlik...

Şanlıurfa'nın sorunlarını saymaya kalktık mı, ardı arkası kesilmiyor. Öyle ki, kentin neresinden tutsak da elimizde kalıyor zaten.

Urfa'nın birçok sorunun arasında belki de tüm vatandaşların en çok dert yandığı konuların başında 'temizlik' geliyor. Bir türlü alışkanlık kazanmadığımız temizlik. Kentin parkından lavabosuna, hastanesinden sokağına her yeri adeta 'çöp' götürüyor. Sağınıza baksanız çöp, solunuza baksanız çöp... Sakın önüme bakarım ben demeyin. Orası da çöp!

Peki, bu kadar temizliğe önem veren bir millet olmamıza rağmen neden en büyük sorunumuz da temizlik oluyor? Temizlik imandan gelmiyor muydu? Yoksa temizliği yaşadığımız kutu evlerden ibaret mi sanıyoruz?

Aslında sorun, her şeyi başkalarından beklememiz ve "Aman banane, buranın temizliği de bana mı kaldı?" anlayışının yaygınlaşması ile başladı.

Her konuda bir öncü aradığımız gibi bu konuda da öncü olarak belediyeleri gösterdik. Bir yerde çöp mü var, belediye temizlesin. Bir yer kullanılamaz hale mi gelmiş, kesin belediye yüzünden. Bir belediye, iki belediye, üç belediye, dört...

Peki, hangisi Urfalının suçu?

Biz temizliği bilen, hijyene önem veren bir kültüre sahibiz. ‘Temizlik imandan gelir’ düsturunu da benimsiyoruz. Evimizde barkımızda bir çöp olsun, rahat edemiyoruz. Anneler ve kızları, ev hanımları haftada en az bir günü temizliğe ayırır.  O halde, temizlik sorunumuz kültür ya da bilgi sorunu değil. İstesek, Şanlıurfa'nın her karışını evimizin içi gibi tertemiz yapabiliriz. Peki, istemiyor muyuz?

Aslında konu istememekten ziyade, sahiplenememek. Biz bu kenti sahiplenemedik. Evimizi bile komşuya emanet edemeyen bizler, dağı taşı devlete, sokağı parkı belediyeye emanet ettik. Hal böyle olunca da evimizin dışındaki pisliği kendimize dert etmedik. Ortalığı çöp götürse de, "Sorun benim değil" deyip, yüz çevirdik.

Oysaki bu kentin parkı da, hastanesi de, sokağı da bizim değil mi? Adım attığımız her yer benim, senin ve bizim.

Artık, temizlik adına vatandaş olarak bizlerin bir şeyler yapması lazım. Urfalı artık yere çöp atmaması gerektiğini, önüne gelen yeri kirletmemesi gerektiğini, bir yerin sadece kendisine ait olmadığını bilmeli. Eyyübiye'deki hastaneler, Haliliye'deki dereler, Karaköprü'deki parklar ve tüm ilçelerde lağıma dönmüş sokakların sorumlusunun kendisi olduğunu bilmeli. Evindeki çöpün yerinin kapı önünün yada 5 adım sonrasının değil, konteynır olduğunu bilmeli.

Bizim olanı sahiplenmedikçe, "sahipsiz Urfa" diyerek bu kenti yerel yönetimlere emanet etmeye çalıştıkça kendimizi tehlikeye atarız.

Öyle ki, Kur’an-ı Kerim’de de "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız" ikazı boşuna yapılmadı.

banner14

banner15