Balkan: ‘Sınava fazla anlam yüklüyoruz’

Psikolog Abidin Balkan öğrencilerin ve ailelerin yarın yapılacak olan YGS sınavına fazla anlam yüklediklerini ve bu yüzden de kaygı ve stresin olumsuz yönde geliştiğini kaydetti. Öğrencilerin normal bir sınava giriyormuş gibi hareket etmeleri gerektiğini belirten Balkan, öğrencinin her gün yaptığı şeyleri yaparak sınava girmesi gerektiğini tavsiye etti.

Balkan: ‘Sınava fazla anlam yüklüyoruz’
banner38

(Röportaj: Hüseyin ÖZKAN-İPEKYOL)

Yarın yüz binlerce öğrenci Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için ter dökecek. Yoğun bir çaba ve emek verilerek hazırlanan sınava öğrenciler öyle anlamlar yüklüyor ki, bu da ister istemez öğrencilerde kaygı ve stres düzeyini arttırıyor. Yanlış yönlendirmeler ve tavsiyeler de eklenince sınav öğrencilerin kabusu haline geliyor. Kalem okutmalar, dualar, dilek tutmalar, üflenmiş şeker yemeler, sınav günü erken uyumalar, sıkı kahvaltı edilmesinin tavsiye edilmesi vesaire derken sınav için normal düzeyde olması gereken kaygı maalesef ters yönde ilerleyebiliyor. ‘Sınava fazla mı anlam yüklüyoruz’ sorusuna Psikolog Abidin Balkan ‘Kesinlikle evet’ diyor. Peki, yüz binlerce insanın hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen sınav için kaygı düzeyi nasıl olmalı? Öğrenciler bu sınava girerken nasıl bir yol izlemeli? Aileler bu konuda nasıl hareket etmeli? İşte tüm bu soruların cevabını Gazete İpekyol olarak Psikolog Balkan’a sorduk.

Öğrenciler uzun bir çalışmanın ardından yarın sınava girecekler. Son ana kadar normal olan süreç bir anda kaygılı bir bekleyişe yerini bırakıyor. Hem ailelerde hem de öğrencilerde önüne geçilemeyen bir kaygı ve stres başlıyor. Bu kaygı ve stresin önüne nasıl geçilebilir?

Çocuklarda sınav kaygısı oluşturan nedenleri konuşmadan önce ‘kaygı’ duygusunu konuşmak gerekiyor. Kaygı, bizim hayatımızı idame ettirebilmemiz için gerekli olan bir duygumuz. Fakat bunun istenmeyen seviyeye çıkmasına neden olan şey, olumsuz düşüncelerdir. Bu da daha çok çocuklara aşılayan durum, bu sınavın sanki bir dönüm noktası ya da sınavın aşılması gereken çok önemli bir basamak gibi lanse ediliyor çocuklara. Normal şartlarda diğer sınavlar gibi girdikleri deneme sınavlarından çok da farkı yok. Çocukların daha çok bu bilinçle hareket etmesi gerekiyor. Evet bu sınav hayatlarında önemli bir aşamayı temsil ediyor ama hayatın sonu kesinlikle değil. Burada en önemli iş ebeveynlere iş düşüyor. Sınav yaklaştıkça okuldaki öğretmenler tarafından hafta sonu sınavın olduğu hatırlatılıyor. Çocuklarda da doğal olarak ‘başaramayacağım’ duygusu oluşmaya başlıyor.

 

Peki nasıl davranılmalı, ne söylenmeli?

Olması gereken şey şu; ailelerin ve öğretmenlerin çocuklara bu sınav senin için önemli bir sınav olabilir ama bizimle olan ilişkinde hiçbir şeyi değiştirmeyecek sen bizim çocuğumuzsun biz her zaman senin yanındayız ve seninle birlikteyiz. Bizim için aslolan senin mutluluğun. Sen mutlu olacaksın diye mutlu olacağız, senin başarısızlığında sen üzüleceksin diye üzüleceğiz. Aksi bir durumda seninle olan ilişkimizde herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu duyguyu daha çok aşılamak gerekiyor çocuklara. Çok yoğun bir çalışma temposu, sınav günü yaklaştıkça okul öğretmenleri tarafından aşılanmaya başlanıyor. Sınav yaklaştıkça çocuklara 24 saatte en az 8-10 saat çalışma, çalışmazsanız olmaz gibi olumsuz düşünceler çocuklarda başaramayacağım düşüncesi doğuruyor. Bu duygularla birlikte istemeyen kaygı oluşturuyor. Böylelikle kaygı seviyesini arttırıyor. Bu da ne yazık ki çocukları olumsuz yönde etkiliyor.

 

Öğrenciler yoğun bir emek vererek bu sınavlara hazırlanıyor. Bütün emek ve gayretlerine rağmen, kazanma arzusu mu, kaybetme korkusu mu sorulduğunda öğrenciler emin bir şekilde ben bunu yaparım diyemiyorlar. Bu bir özgüven sorunu mudur?

Çocuğun sosyal çevresindeki okul arkadaşı olabilir, öğretmeni olur, aile içindeki bir birey olur bu gibi kişilerin sürekli bu hafta sınav olduğunu hatırlatması çocuklarda istemeden ders çalışmayı itici hale getirdik. Bütün bu söylemlerden dolayı çocuk doğal olarak umutsuzluğa kapılıyor. Yani o kaybetme korkusu, kazanma arzusunun hayli önüne geçiyor. Çevredeki bu söylemler sürekli aşılanıyor çocuklara. ‘Kazanmak’ kavramı da çok önemli. Çocuk bu sınavı kazandığında hayatında neler değişecek? Önce çocuğun bu kavramı içselleştirmesi gerekiyor, ailenin değil. Ne yazık ki görüştüğüm bir çok öğrenci de şunu söylüyor; kaybedersem ailem çok üzülür. Bu şunu gösteriyor, çocuk artık kendisi için değil, kendi hayatı için değil yakın çevresinde kendisi için emek harcamış olan kişilerin üzülmemesi için çalışmak zorunda kalıyor. Bundan dolayı da kaybetme kaygısı daha fazla ağır basıyor. Bu yüzden ailenin ve sosyal çevrenin öğrenciye bakış açısı çok önemli. Evet bu hafta bir sınav var ama senin deneme sınavları tarzında bir sınav olacaktır. Başarılı olman şu şekilde benim için önemli, senin mutluluğun benim mutluluğum. Bu sınavda ne olursa olsun sen bizim önemsediğimiz, değer verdiğimiz bir evladımızsın. Bu duyguların daha çok aşılanması gerekiyor çocuğa.

Öğrenciler kaygı seviyelerini ne derecede tutmaları gerekiyor?

Bu konuda en önemli durum fizyolojik sağlığımız. Psikolojik sağlımızı da dediğimiz gibi sınav kaygısını çocuklar tamamen yok etmeye çalışıyorlar. Oysa kaygı bizi motive eder. Harekete geçiren bir duygudur kaygı. Bu duygu olumsuz bir duygu olarak aşılanmaya çalışılıyor. Bununla baş edebilmek için bir çok egzersiz öneriliyor. Öteki günlerden çok farklı şeyler yapmayacaklar o gün de. Normal günlerinde hayatlarını nasıl idame ediyorlarsa o gün de öyle davranmaları gerekiyor. Yapmaları gereken en önemli şey aslında bu. Gevşeme egzersizi yapmak eşittir sınav kaygısı kötüdür demek. Şunu fark etmeleri önemli; öteki günlerden çok da farklı bir gün değil. Mesela şöyle bir algı var; Sınavdan bir gün önce uyunması gerekmektedir. Sabah erken kalkıp sıkı bir kahvaltı yapılması gerekmektedir. Çikolata, şeker gibi şeylerin yenilmesi gerekmektedir. İşte bu gibi bütün şeyler kaygı dediğimiz duyguyu yukarı seviyeye çıkaran şeylerdir. Çocuğun düşündüğü durum şu; Yarın sınav var, erken uyumam gerekiyorsa bu sınav çok önemli. Onu çok önemli kılan şeyler işte bu ritüeller.

 

Ne yapmalı bu gece ve yarın sabah?

Bunun yerine çocuğun zaten biyolojik bir saati vardır. Her gün saat kaçta uyuyorsa aynı saatte uyunması gerekmektedir. Sınavdan önce sınav kaygısı yaşayan çocukların ailelerinin yapması gereken en önemli şeylerden bir tanesi şu olabilir. Çocuğunun kendileri için önemli ve değerli olduğunu, öyle bir çocuğa sahip oldukları için kendilerini mutlu hissettiklerini bu sınavın sonucu ne olursa olsun bilinçte hiçbir şeyin değişmeyeceğini onun yanında olduklarını hissettirmeleri çok önemli. Beraberinde farklı uygulamalara çok da gerek yok.  Sınava girecek olan öğrencilerimize başarılar diliyorum. Çocuklar zaten gerekenleri yapıyor olacaklar. Yeter ki biz dışarıdan olumsuz düşüncelerle onları kötü yönlendirmeyelim.

 

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2017, 13:55
SIRADAKİ HABER

banner14

banner15